
10 Ocak Cumartesi, Son güncelleme 02.20
Haberler
Gündemdekiler
Saçların rüzgârda uçuşurken, dönüp geleceksin birgün, özlemini çektiğin yurduna Adalı. Ne zaman mı? Sorma, Adalı. Belki bugün, Ya da bir gün.
BİA Haber Merkezi - Diyarbakır
1 Kasım 2008, Cumartesi
O ada sakinine, adanmış yazı…
“çılgın adam,
3–5 kişi ile
koskoca karanlıklar imparatorluğuna,
kafa tutan
adalılar”
Epeycedir garip bir haleti ruhiye içindeyim.
Durduk yerde “Ada” üzerine yazılmış edebi metinler ilgimi çekiyor.
“Ada” üzerine söylenmiş şarkılar dilime pelesenk oluyor.
“Ada” ilgi odağım…
“Ada Çayı” içiyorum.
Ahmed Kaya’nın bir kez daha yorumladığı kendi sesinden “Ada Sahillerinde Bekliyorum” şarkısını mırıldanıyorum.
Kırmızı şarap yerine sırf Ada’yı çağrıştırdığı için Ada Çayının damakta oluşturduğu olanca kekremsi tat ile olur olmaz yerde Ada Şarkıları dillendiriyorum.
Dillendirilmiş ada şarkılarının izinde “Yelkovan kuşlarının peşi sıra, o ada senin, bu ada benim” arayışını biraz daha zorlayarak şarkının nağmelerini girsem de, olmuyor.
Ada algımda en gerçekçi duruşu “Hücredeki Adalı’nın Dünyası” şiiri bellek tazeletiyor.
“duvarlar sanki soğuk dalgaları
imal ediyor.
istediğiniz kadar üzerinize kalın
şeyler giyinin,
oligarşinin hücresinde soğuğu yenmek imkansız.
ranzanın karşısında kafesli demir
kapı,
günde beş kez büyük başlar bakar
içeriye;
yüzlerinde tecessüs.
’çılgın
adam, 3–5 kişi ile koskoca karanlıklar imparatorluğuna kafa tutan adalılar’
ama yine de ‘çılgın adamın’ karşısında bir eziklik duyuyorlar, o başka,” (*)
Oysa!
Ada dediğin, böyle mi, olmalı?
Orhan Veli misali gün daha yeni ışımışken, düşmelisin Ada’nın en mahrem patikalarına.
Sabah alacasındaki ürperti getirmeli kendine seni, Adalı.
Martılar, sahil yolundaki kayalıklarda, haykırışlarıyla arkadaşlık etmeli sana.
Ada’nın en uç noktasında salmalısın oltanı, bahri ummana.
Pul pul balıklar sallanmalı oltanın ucunda.
Ve sen,
balıklar ürküp, kaçmasın diye,
taş plaklardan,
olmadıysa eğer,
dillere destan apartılmış Ada Şarkılarını seçmeli,
sadece, ama sadece kendine söylemelisin şarkılarını Adalı.
Söyler.
Ve yine de
Duyurursun, bilirim…
Bütün bunları düşülkende yaşayarak;
Ada’ndan bakmalısın dünyaya, Adalı.
Ellerinde tuz,
Avuçlarında sedef yükü olmalı…
Ve ellerin, avuçların, yükünle doluymuş gibi,
Ellerinle avuçladıklarını dünyaya savurarak;
“Dünyayı güzellik kurtaracak ve insanı sevmekle başlayacak her şey”
demelisin Adalı…
Ve şimdi Ada’nda;
sararıp, solmak üzereyken yapraklar,
ve sana mesken oldukça Ada’n;
şairin sözünü dinleyeceksin Adalı:
Ayrılırken Ada’ndan,
Ada’nı karanlığa çevirenlere ait üzerinde ne varsa!
ne varsa,
fırlatıp atacaksın Adalı.
Elinde son kalan lokmanı,
paylaşacaksın seni bekleyen balıklarla,
martılarla,
Adalı.
“Ve denize bir damla kan katarken
Bıçağını, dalgalara saplayacaksın” (**)
Adalı.
Saçların rüzgârda uçuşurken,
Dönüp geleceksin birgün
özlemini çektiğin yurduna Adalı.
Ne zaman mı?
Sorma, Adalı.
Belki bugün,
Ya da bir gün,
birgün,
BirGün…(ŞD/EÜ)
* Mahir Çayan, Hücredeki
Adalının Dünyası.
** İngeborg Bahmann, Ada
Şarkılarından.
| Ana Sayfa |
Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır. |