22 Ağustos, Cuma, Son güncelleme 01.17

İlgili Dış Bağlantılar

BİA 2007 Medya Gözlem Raporu- Tam Metin

BİA Medya Gözlem Masası'nın yayımladığı 2007 Medya Gözlem Raporu'na göre, çoğu gazeteci 254 kişi ve altı medya organı, düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında yargılandı.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

16 Ocak 2008, Çarşamba

BİA Medya Gözlem Masası'nın yayımladığı 2007 Medya Gözlem Raporu'na göre, çoğu gazeteci 254 kişi ve altı medya organı, düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında yargılandı.

Rapor, ifade özgürlüğüne yönelik ihlalleri "saldırı ve tehdit", "gözaltı ve tutuklamalar", "basın ve ifade özgürlüğü davaları", "düzenleme ve hak aramalar", "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi", "Sansüre tepkiler" ve "RTÜK uygulamaları" başlıklarıyla sunuyor.

Raporla ilgili özet bilgileri okumak için tıklayın.

Saldırı ve Tehditler

TGC, 22 Aralık'ta İstanbul Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor maçında Lig TV kameramanları Ümit Kül ve Ali Demir’in polis şiddetine maruz kalmalarını kınadı. Kül savcılıktaki ifadesinde, "Maç sonunda toplantıya gidecek olanlar basın girişine yöneldi. Çevik kuvvet geldi, 'Burada durmayın, geri çıkın' dediler. Biraz çıktık. Bizi itiyorlardı. Kameraman arkadaşımı itince, kolunu tuttum. Bir polis gelip arkadan tekme salladı. Kamerama vurdular. Kameramı korumak için ayağımı uzatmışım. İkişer polis kollarımıza girdi. Yarım saat stadın etrafında dolaştırdılar. Orada yürürken de dövüyorlardı. Migros tribününün arka tarafında ağzıma biber gazı sıktılar" dedi.

Gazeteciler Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı ile Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Doç. Dr. Bahriye Üçok’un öldürülmesi eylemlerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan “Umut Operasyonu”na ilişkin davanın görülmesine 14 Aralık’ta devam edildi. Yargıtay’ın verdiği ikinci kez bozma kararının ardından davayı yeniden ele alan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklar ve avukatlarına esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre verdi. Cumhuriyet Savcısı Salim Demirci, bozma öncesi mütaalasını aynen tekrarlayarak, Ekrem Baytap’ın “anayasal düzeni zorla deiştirmeye teşebbüs” suçundan müebbet ağır hapis cezasına çarptırılmasını, Mehmet Ali Tekin ve Hasan Kılıç’ın, “silahlı terör örgütünde özel göreve haiz yöneticilik yapmak” suçundan, 18 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılmalarını, Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş ve Mehmet Aydın’ın ise “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 12 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep etti. Savcı Demirci, “örgüt içindeki konum ve faaliyetleriyle uyumlu şekilde bilgi verilmediği” gerekçesiyle Topluma Kazandırma Yasası’ndan yararlanılmasına karşı çıktı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun’a koruma tahsis ettiği 10 Aralık’ta öğrenildi. Hürriyet gazetesinin de Coşkun’a camları açılmayan zırhı bir araç verdi. Yetkililerin kendisinden koruma tahsis edilmesi için başvuruda bulunmasını istediğini ifade eden Coşkun, böyle bir dilekçe veremeyeceğini bildirmesi üzerine ve talebi olmadığı halde bir koruma polisi görevlendirildiğini söyledi. Coşkun, “Polisin bir bildiği vardır. Bana nedenini söylemediler. Ben her gün tehdit alıyorum. Başbakan’a ‘Çek git’ dedikten sonra tehditler çok yoğunlaştı. Bazı gazeteler benim ve ailemin fotoğraflarını yayınlayarak hedef gösteriyor” dedi.

Muş Haber 49 gazetesi sahibi Emrullah Özbey de, Muş Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, AKP il başkanının yeğenine ihalesiz iş vermeyen okul müdürünün sürüldüğünü iddia ettiği için tehdit edildiğini açıkladı. Gazeteci, Günlük Evrensel gazetesinde 1 Aralık 2007 tarihinde “AKP’li yeğene ihale vermeyen öğretmene sürgün” başlığıyla yayımlanan iddia nedeniyle, işyerine gelen AKP İl Başkanı’nın yakını Orhan Aşık tarafından tehdit edildiğini ileri sürerek Adliye’de suç duyurusunda bulundu. İşyerinde Aşık’ın “Bu haberi düzelteceksin. Biz Yılmazlara (daha önce gazeteciyi tehdit edenler) benzemeyiz, seni vuracağız. Muş küçük bir yer, seni buluruz. O zaman ne yapacaksın?” dediği ileri sürüldü. Özbey, savcı Halit Tunç’a ifade verdikten hemen sonra Adliye çıkışında bir kez daha Aşık’ın ölüm tehditlerine maruz kaldığını açıklayarak bir daha şikayetçi oldu. Gazeteci, birlikte Adliyeden ayrıldığı avukatı Nurettin Tanış’ı tanık olarak gösterdi.

DTP'nin “Yeter Artık” sloganıyla 17 Kasım’da Van'da yaptığı mitingde, PKK lideri Abdullah Öcalan posteri açan göstericilere polis müdahale etti. Göstericilerin taşlı ve sopalı cevap vermesiyle iki polis ve Kanal D muhabiri İhsan Yıldız yaralandı. Olaylar sırasında 25 kişi gözaltına alındı.

Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Agos gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi öncesinde “ihmalleri bulunduğu” gerekçesiyle iki jandarma görevlisi (O.Ş. ve V.Ş.) hakkında dava açtığı 9 Kasım’da öğrenildi. Savcılık, Hrant Dink’in 19 Ocak’ta öldürülmeden önce cinayet planlarıyla ilgili bilgileri olduğu halde harekete geçmedikleri ve ihmallerinin bulunduğu” gerekçesiyle kovuşturmalık olan iki görevliyle ilgili dosyayı Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Dink Ailesi avukatlarından Erdal Doğan, dava açılan kişilerden V.Ş’in daha önce cinayet davasını ele alan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tanık olarak ifade vermeye çağrıldığını, ancak kendilerinin bu kişinin daha sonra dinlenmesi için talepte bulunmaları üzerine V.Ş’nin daha sonra dinlenmesine karar verildiği söyledi.

7 Kasım’da, Sabah gazetesi spor muhabiri Deniz Derinsu ile foto muhabiri Oğuz Yörük, Fenerbahçe-PSV maçı bitiminde İstanbul Kadıköy'den ayrılırken bazı taraftarlarca önleri kesilerek bıçakla saldırıya uğradılar. Saldırıyı protesto eden TGC, “suçluların cezasını çekeceğine inanıyoruz” dedi.

İstanbul Katılımcı Maltepe gazetesi sahibi ve yazarı Mehmet Kara, kaleme aldığı “Olur mu, Böyle Olur mu?” yazısı nedeniyle Şehit Anaları Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği üyeleri ve çevresinin hedefi oldu. 1 Kasım 2007’de yayımlanan yazısında Kara, DTP binalarına yönelik saldırılara ve marketlerin yağmalanmasına tepki göstererek, “Halk zaten “terör mitinglerine” ve “Cumhuriyet mitinglerine” katılımı da sağlamıyor” dedi. Kara, “Mitinglerde Kürleri ve DTP’yi hedef alanlar, ABD Konsolosluğu ya da İncirlik Üssünü neden hedef almadığını düşünmeden edemiyor insan” diye yazdı. Daha önce 20 kadar kişinin gazeteyi basarak ilçeyi terk etmesi yönünde tehdit ettiklerini açıklayan Kara, 28 Kasım’da bir grubun daha onlarca polis eşliğinde büroya gelerek tehditlerini sürdürdükleri ve iki sayfalık bir bildiri bıraktıklarını söyledi.

Yunanistan’ın Mega TV kanalının Türkiye muhabiri ve İho gazetesi Yayın Yönetmeni Andreas Rombopulos, 5 Kasım’da Beyoğlu Tel Sokak’ta bulunan bürosunun önünde, kimlikleri henüz belirlenemeyen iki kişinin saldırısına uğradı. Saldırı sonucu kolunda kırıklar tespit edilen ve başına dikiş atılan İstanbullu Rum gazeteci, kendi imkanlarıyla Alman Hastanesi'ne giderek tedavi oldu.Rombopulos, “Herkesin aklına gazeteciliğim nedeniyle saldırıya uğradığım geliyor. Ben buna rağmen sebep bulamıyorum. Bu bana mantıksız geliyor” dedi.Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) saldırıyı kınadı.

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) Sözcüsü ve yayıncı Necati Abay'ı, Hrant Dink'in öldürüldüğü 19 Ocak gününün akşamında yaptığı "Bir Gazeteci Daha Katledildi, Hrant Dink'i İyi Çocuklar Katletti" başlıklı yazılı açıklama nedeniyle ölüme tehdit eden 20 yaşındaki Mert Şahin, yargılanmaya başladı. 30 Ekim'de Sultanahmet 8. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın "Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak tehdit etmek" ve "İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellemek"ten yargılanması yönündeki talebi geri çevirdi. Mahkeme, girişimin Sultanahmet Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılması gerektiğini bildirdi. Yargılamaya 6 Şubat 2008'de devam edilecek.

Hrant Dink cinayeti öncesi ve sonrasında ihmalleri bulunduğu gerekçesiyle şikayet edilen yedi Emniyet görevlisiyle ilgili Trabzon Valiliği İl İdare Kurulu'nun verdiği yargılanmama kararına karşılık Bölge İdare Mahkemesi'nde yapılan itirazın da sonuç vermediği 29 Ekim'de öğrenildi. Karara göre Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Trabzon Eski Emniyet Müdürü Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu ve Mehmet Ayhan ve azmettirici Erhal Tuncel ile yaptığı telefon görüşmesinde katledilen gazeteci için "Gebermişse gebermiş" diyen Muhittin Zenit yargılanmayacak. Dink ailesi avukatlarından Fethiye Çetin, "Yargıya etkili bir başvuru yolundaki olanaklar giderek kısıtlanıyor" dedi.

Le Monde gazetesi muhabiri Guillaume Perrier'in bilgisayarı 28 Ekim akşamı Kuzey Irak dönüşünde Habur Sınır Kapısı'nda didik didik arandı. Bilgisayarı ve diğer haber malzemelerinin en ince ayrıntısına kadar arandığını ve gümrükte dört saat süreyle tutulduğunu söyleyen Perrier, yetkililerinin "haber kaynağı" güvencesini umursamadıklarını ifade etti.

Güneydoğu'da röportajlar yaptıktan sonra iki meslektaşıyla Kuzey Irak'a geçmek isteyen Capa Ajansı kameramanı Marc de Banville, 24 Ekim sabahı Habur Gümrük Kapısı'nda kasetlerini izletmeyi reddettiği için gümrük görevlilerinin saldırısına uğradı. Saldırıda Banville'nin gözlüğü kırılmış ve kamerasına el konmuştu.

21 Ekim’de, Zaman gazetesi Erzurum muhabiri Oğuz Selim Karahan, bir haber için gittiği Erzurum Numune Hastanesi'nde polis ve özel güvenlik görevlilerinin saldırısına uğradı. Hastanede polisin bazı vatandaşları darp ettiği ihbarı üzerine hastaneye giden Karahan, acil servis içerisinde görüntü çekerken saldırıya uğradı. Jopla darp edilen Karahan'a polis biber gazı sıktı. Polisin çember içerisine sıkıştırdığı Karahan, aldığı darbeler sonucu Erzurum Palandöken Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Karahan, burada yapılan ilk müdahale sonrası Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastanesi'ne sevkedilerek tedavi altına alındı.

İstanbul Valisi Muammer Güler'in, Hrant Dink cinayet davasının görüldüğü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin talebine rağmen, Vali Yardımcısı Ergun Güngör'ün odasında gazeteciyi uyaran iki istihbaratçının kimliklerini açıklamadığı 14 Ekim'de öğrenildi. Vali Güler'in mahkemeye gönderdiği 27 Eylül 2007 tarihli iki sayfalık cevabi yazısında, öldürülmeden önce gazetecinin haddimi bildirdiler" dediği iki kişinin, Valilik görüşmesinde kamuoyunda gelen tepkiler nedeniyle dikkatli olmasının tavsiye edildiğini savundu.

8 Ekim'de Beytüşşebap Sulh Ceza Mahkemesi, öldürülen bir PKK'linin ilçedeki cenaze töreninde "Abdullah Öcalan lehine slogan atanları tespit etmek" için cenaze haberini yapan Doğan Haber Ajansı (DHA) muhabiri Emin Bal'ın bant kayıtlarına el koymak için işyerinin aranmasını istedi. Polis, Bal'ın bürosunu basarak CD'lere tutanak karşılığında el koydu. Olay, Temmuz 2006'dan bu yana Emin Bal ve ilçedeki gazetecilerin karşılaştıkları beşinci "haber kaynaklarına yönelik ihlal" oldu.

3 Ekim gecesi, İstanbul Taksim’de bulunan Gündem gazetesine “bomba ihbarı` yapıldı. Gazete bürosuna gelen ancak büroda kimseyi bulamayan polisler güvenlik gerekçesiyle sabaha kadar binanın önünde bekledi. Sabah saat 8.30`da büroya gelen Gündem gazetesi idare görevlisi Salih Sezgin , içeri girmek isteyen polisleri arama izinleri olmadığı için içeri almadı.

Hrant Dink cinayetiyle ilgili 1 Ekim'de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşmasında gazetecinin katil zanlısı O.S., "Yasin Hayal bu işi yapmam için beni zorladı. Korkumdan nasıl olduğunu anlamadım, Hrant Dink'i vurdum. Kendime geldiğimde dayımdaydım. Gece uyuyamadım, pişmanım, ailesi olduğunu bilmiyordum bilsem vurmazdım" dedi. O.S.; Tuncay Uzundal ve Yasin Hayal'in cinayeti organize ettiğini kendisininse cinayeti engellemek için çaba sarf ettiğini anlattı. O.S., Hayal'in cesaret vermesi için kendisine iki tane extasy hapı verdiğini, cinayet sabahı önce esrar sonra da bu hapları içtiğini söyledi. Dink ailesinin avukatları Muhittin Zenit ile Tuncel arasında geçen konuşmayla ilgili şikayette bulundu. Halis Egemen, Yaşar Cihan, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Mustafa Öztürk, Tuncay Uzundal, Salih Hacisalihoğlu, Alper Esirgemez, İrfan Özkan, Osman Alpay, Erbil Susaman, Numan Şişman, Şenol Akduman, Veysel Toprak ve Hayal'ın eniştesi Coşkun İğci'nin yargılandığı davaya 11 Şubat 2008'de devam edilecek.

19 Ocak 2007’de öldürülen Agos gazetesi genel yayın yönetmeni Hrant Dink'in katil zanlısı O.S'nin, Samsun Terörle Mücadele Şubesi'nin çay ocağında jandarma ve polislerle birlikte çektirdiği bayraklı görüntülerle ilgili iki emniyet görevlisinin yargılanmasına başlandı. Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 28 Eylül'de görülmeye başlayan dava, ilk duruşmaya katılmayan Terörle Mücadele (TEM) şube müdür vekili Metin Balta ile komiser İbrahim Fırat'ın ifadelerinin alınması ve taleplerin değerlendirilmesi için ilieri bir tarihe bırakıldı. Dink ailesinin avukatı Bahri Bayram Belen'in, Balta ve Fırat hakkında açılan dava dosyasının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen cinayet dosyasıyla birleştirilmesin istedi. Ayrıca Belen, Hrant Dink'in ailesinin de duruşmaya müdahil olarak katılmasını istedi.

Van'da 22 Eylül'de saldırıya uğrayan Hakkari İl Sesi Gazetesi sahibi Kasım Çiftçi'nin (46) gazetecilik mesleği nedeniyle değil ailesel bir sorun kapsamında hedef alınarak öldürüldüğü anlaşıldı. Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı cinayet masası ekipleri cinayetten birkaç gün sonra, gazetecinin yakınları olduğu açıklanan A.B. ve G.A. isimli katil zanlıları yakalanarak gözaltına aldı. Nişanlı çift olan bu kişiler, olay yerinde yaptırılan tatbikatın ardından "insan öldürmek" suçlamasıyla tutuklandılar.

Türkücü İsmail Türüt ve söz yazarı Arif Şirin (Ozan Arif), haklarında açılan soruşturma kapsamında ifade verirken türkücünün "sevenlerim" dediği korumaları, soru soran bir gazeteciyi "dikkatli ol" diyerek tehdit etti. 19 Eylül'de adliye çıkışında Türüt'e "Yanınızdakiler korumanız mı?" diye soran Radikal muhabiri Serkan Ocak'ı, aynı koruma parmağıyla işaret ederek, 'dikkatli ol' diye tehdit etti. Türüt bu soruya "Aman sakın ha, koruma yok. Onlar benim arkadaşlarım, sevenlerim" diyerek karşılık verdi.Şirin 20 Eylül'de FOX TV'de yayımlanan Objektif programında "Plan Yapmayın Plan" türküsü ve klibini ilk kez kamuoyuna duyuran Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu'na yönelik tehditlerini sürdürdü. Şirin, "Ali Bayramoğlu'nun bu işe yaklaşımını yadırgadım. Öyle bir iklimde böyle bir yazar ne arıyor. Bu camianın bu yazarı mercek altına alması gerekir" dedi. Bayramoğlu, Hrant Dink cinayetinin çözülmesinin önemine işaret eden 4 Temmuz 2007 günkü "Hayatımız Tehlikede" yazısından sonra aldığı "Böyle yazmaya devam edersen sonun Hrant Dink gibi olacak" yazılı elektronik posta (e-mail) mesajını savcılığa taşıdı.

Dink Ailesi avukatları, Trabzon Valiliği'nin İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin hazırladıkları rapora dayanarak, Hrant Dink cinayetinde ihmalleri bulunmadığı gerekçesiyle, Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Trabzon Eski Emniyet Müdürü Reşat Altay, Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit ve Mehmet Ayhan hakkında soruşturma izni verilmemesi kararına itiraz etti.

Radikal gazetesi yazarı Türker Alkan, hafızalarda post-modern darbe olarak kalan 28 Şubat sürecinden önce elektronik posta yoluyla aldığı tehditlerin 22 Temmuz seçimlerinden sonra yeniden başladığını yazdı. 6 Eylül'de yayımlanan yazısında Yazar, "22 Temmuz'dan sonra kızgın ve tehditkâr iletiler yeniden boy gösterdi. Geçenlerde aldığım bir iletide polis olduğunu iddia eden biri 'vatan haini olduğumu', 'kafama iki defa sıkacağını' söylüyordu" dedi. Yazı, "Kim bilir, gerçekten polis miydi? Fakat, polis olmasa bile bu zihniyette birinin polis rolünü benimsemesi neyi ifade eder dersiniz?" şeklinde devam ediyor.

Başbakan Erdoğan, Hürriyet gazetesindeki köşesinde Abdullah Gül için "O benim Cumhurbaşkanım Olmayacak" diye yazan  Bekir Coşkun'un sözlerini ağır bir dille eleştirdi. Kanal D'de 20 Ağustos'ta "Arena" Programı'na katılan Başbakan, Coşkun'un sözlerine, "Maalesef edep adap bilmeyenler de var. Bunu diyenler önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lazım," şeklinde yanıt verdi. Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi, "Sayın Başbakan’a birileri sormalıdır: 'Babanın çiftliğinden mi kovuyorsun Bekir Coşkun’u?' diye..." şeklinde tepki gösterdi. TGC başkanı Orhan Erinç de, Başbakanın sözlerini, "talihsiz ve yersiz" olarak değerlendirdi. Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki ise, Başbakanın, Coşkun'u değil, "kişiselleştirmeden bir anlayışı eleştirdiği"ni savundu.

Diyarbakır'da çıkan Kulp Haber gazetesi muhabiri Ahmet Ün, bir haberinde hastalıklara neden olan su sorununa çözüm bulunmamasını eleştirdiği için Belediye başkanı Mahmut Zengin'in ölüm tehdidi ve hakaretlerine maruz kaldığını savunarak Ağustos başında suç duyurusunda bulundu. Tunceli'de Köy Hizmetleri'ne ait bir tankerin eski belediye başkanı Hasan Korkmaz'a ait petrol istasyonuna benzin boşaltmasını haberleştiren Tunceli Emek gazetesi bürosu 3 Ağustos'ta baskına uğradı. Hasan Çakıcı adlı şahsın büroya gelerek gazete çalışanlarını tehdit ettiği, arbedeye neden olan bu kişinin çevreden gelen vatandaşların yardımıyla dışarı çıkarılmasıyla bu kez Hasan Korkmaz'ın kardeşinin büroyu basarak tehditler savurduğu iddia edildi.

Haftalık Agos gazetesi haber müdürü Aris Nalcı, gazeteye yönelik elektronik posta (e-mail) yoluyla gönderilerin tehditlerin azalmaya başlasa da sürdüğünü söyledi. Lise son sınıf öğrencisi R.D., gazetenin Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinden bir gün sonra gazeteye tehdit mesajı gönderdiği gerekçesiyle 2 Ağustos'ta tutuklandı. Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na çıkarılan R.D. ilk ifadesinde, "O mesajı bir anlık cahilliğimden gönderdim" dedi. R.D. daha sonra Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderildi.

Adana Bölge gazetesi, "seçim öncesin CHP'ye oy verilmemesi için çaba gösterdiğini, bu yüzden CHP'yi eleştirme hakkına sahip olmadığını" yazdığı bir grubun saldırısına uğradı. Genel Koordinatör Nevzat Uçak'la görüşmek için gazete bürosuna gelen 20 kadar kişi, gazetenin 29 Temmuz sayısında, "genel merkez önündeki gösterinin fiyasko olduğuna" yer veren haber ve 30 Temmuz'da da kendilerini eleştiren "Soros çocukları" başlıklı habere tepki gösterdi. CHP'nin muhalifleri, bürodaki gazete çalışanlarına yönelik hakaretlerde bulundu, buna tepki gösterilmesi üzerine de çalışanları tartakladı. Uçak, "Seçim öncesinde 'CHP'ye oy vermeyin' diyen ve afiş asan, gazeteye ilan veren ve bu yönde çalışan grubun seçimden sonra 'Baykal istifa' demeye hakları olmadığını yazdık, büromuzu bastılar" dedi. Çukurova Gazeteciler Cemiyeti, bir açıklamayla saldırıyı kınadı.

Özgür Hayat gazetesi ve "yüzde 52 Öfke" dergisi sorumlu yazı işleri müdürü Sinan Tekpetek, 26 Temmuz akşamı Taksim'de bir polis aracına bindirilerek kaçırıldığını, araçla götürüldüğü ıssız bir yerde sürekli hakaret, ölüm tehditleri ve şiddete maruz kaldığını ve Karaköy'e yakın bir yerde araçtan atıldığını iddia etti. RSF, "Gazetecinin mesleki faaliyetlerden mi yoksa polis şiddetine karşı çıktığı için hakkı açılan bir başka dava nedeniyle mi şiddete maruz kaldığı henüz tam yanıt bulmadı" dedi. İHD İstanbul Şubesi'nde basın açıklaması yapan Tekpetek, saldırı nedenini bilmediğini ancak dergi faaliyetlerinden veya daha önce 2005 yılında bir "polis şiddeti" uygulamasına tanıklık ettiği için hakkında açılan davaya bağlı olabileceğini ifade etmişti. Tekpetek, 31 Temmuz'da Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Enver Dikilitaş'a ifade vermişti ancak suçluların tespiti yönünde gelişme yaşanmadı.

13 Temmuz'da Profesyonel Haber Kameramanları Derneği, Ankara'da 500 bisikletli çocukla organize ettiği "Durmak yok, yola devam" isimli seçim propagandasını izleyen Kanaltürk televizyonu haber ekibinin AKP taraftarlarınca fiziki saldırıya uğradığını açıklayarak olayı kınadı. Kameraların kırıldığı, gazetecilere ait kasetlere de el konulduğu saldırıda, muhabir Duygu Kayacık ve kameraman Müjdat Genç da hedef oldu. Açıklamade, "Demokrasinin en büyük kazanımı olan seçim sürecinde demokrasiye ve özgür basma yapılmış saldırının sorumluların bir an önce bulunarak yargı önüne çıkarılmasını talep ediyoruz" denildi.

13 Temmuz'da, Dink ailesi avukatları, Samsun Cumhuriyet Savcılığı'nın Hrant Dink'in katil zanlısı O.S.'yi yakaladıktan sonra yakın ilişki kuran Emniyet ve Jandarma görevlilerle ilgili verdiği takipsizlik kararına itiraz etti.

Hukukçu Fethiye Çetin, 3 Temmuz'da düzenlediği basın toplantısında, Hrant Dink cinayeti sanıklarıyla ilişkileri ortaya çıkan ve cinayet bilgisini aldığı halde önlem almayan tüm jandarma ve polis görevlilerinin "icrai ve ihmali" hareketleri nedeniyle TCK’nın "bağlantılı suç" başlıklı 83. maddesi uyarınca cinayet davasından yargılanmalarını istedi.

Gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili açılan 18 sanıklı davada müdahil avukatlar, tutuklu sanıklar Salih Hacısalihoğlu, Osman Alpay, İrfan Özkan ve Veysel Toprak’ın 2 Temmuz'daki ilk duruşmada tahliye edilmesine itiraz etti. Bir üst mahkeme olan İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 9 Temmuz'da yapılan itirazda, "Bu davada aydınlatılması gereken temel ve kritik konular, tahliye olan bu sanıkların eylemlerinde saklı" denildi.

RSF, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Hrant Dink cinayetine "arkadaşlık üzerine kurulu bir grubun" neden olduğunu bildirmesine tepki gösterdi. RSF, "Rapor, güvenlik kuvvetleri temize çıkarmayı amaçlıyor. Asıl yanıt bulması gereken soru, Emniyetin Kasım 2006'dan beri ilişkisini kestiğini açıkladığı Erhan Tuncel'in duruşmada 'Dink'e karşı bir saldırı düzenleneceğini Emniyete ihbar ettim' dediği halde neden uyarıların göz ardı edildiği" dedi.

2 Temmuz'da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Hrant Dink cinayetine karışmakla suçlanan Salih Hacısalihoğlu, Osman Altay, İrfan Özkan ve Veysel Toprak'ın tahliyesine karar verdi. Tetikçi zanlı olarak yargılanan O.S. susma hakkını kullandı. Azmettirici olarak yargılanan Erhan Tuncel, "Ben devlete hizmet ettim. Niçin buradayım bilmiyorum" derken sanıklardan Yasin Hayal, "Tuncel bizi işletti. Cinayeti o planladı. Hatta Mc Donald's atılan bombayı o imal etti" dedi. Bir tam gün süren birinci celsede mahkeme, 12'si tutuklu 18 sanığın sorgusunu tamamladı ve sanık vekilleri ile müdahil avukatlarının taleplerini dinledi. Soruşturmanın genişletilmesi yönünde sanık ve müdahil avukatlarının talepleri kabul edildi.

Başbakan Erdoğan'ın partisinin Niğde'de düzenlediği mitingi izleyen bir grup gazetecinin bindiği minibüsün, 26 Haziran'da Başbakanlık korumalarınca durdurulup, şoförünün başına silah dayandığı iddia edildi. Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Bayer, Star gazetesi yazarı Hadi Özışık ve Bugün gazetesi muhabiri Sedat Şimşek'in de içinde bulunduğu özel minibüs Bor- Niğde yolunda ilerlerken Başbakanlık korumalarınca durduruldu. İddiaya göre, otomobilden inen korumalar, silah doğrultarak minibüsü durdurdu ve sürücüden aracı kenara çekmesini istedi. Gazetecilerin Başbakanı izlediklerini belirterek yola devam etmek istemeleri üzerine korumalar sürücüye silah doğrulttu. Minibüste bulunan bir polis kendisini tanıtıp içerdekilerin gazeteci olduğunu söyleyince silah doğrultan polis, "Ben polis molis dinlemem. Bu güvenlik tedbiri vururum'' diyerek minibüsün hareket etmesini engelledi. Başbakanlık Basın Merkezi, haberlerin gerçeği yansıtmadığını iddia ederek, "siyah renkli ve camları siyah film ile kaplı araç, tepe lambası açık polis aracınca megafon ve sirenle yapılan ısrarlı ikazlara uymadı. İçerisi görülmeyen aracın şoförü, görevlinin üzerine doğru sürünce bir koruma görevlisi, silahını çekerek aracın tekrar durmasını sağladı" açıklaması yaptı.

Mudanya İlçe Belediye Başkanı Erol Dermirhisar'ın, 1 Haziran’daki Belediye Meclis toplantısında Ekspres gazetesi kurucusu ve köşe yazarı Ömer Perperik'i yumrukladığı öne sürüldü. Mudanya Gazeteciler Derneği (MGD), Dermirhisar'ı kınadı. MGD Başkanı Yavuz Gerçekçi, hangi nedenden dolayı olursa olsun gazetecilere saldırmayı normal sayan anlayışı kınadıklarını belirtti. İddialara göre, Demirhisar kürsüden inerken, köşesinde uzun süredir konuyla ilgili yazı yazan Perperik'le atıştı ve gazeteciyi yumrukladı.

Edremit'te düğün konvoyunu haber yapmak isteyen DHA büro şefi Ahmet Ertan'ın Mayıs sonunda polislerce engellendiği, polis aracında hakarete uğradığı ve kamera görüntülerinin zorla sildirildiği için suç duyurusunda bulundu. Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti, yaşananlar için "basın özgürlüğüne darbe" dedi. Ertan, "Polisin görevinin gazeteciyi sindirmek değil, sağlıklı bir ortamda görev yapmasına yardımcı olmaktır" dedi.

Bingöl Ab-ı Hayat gazetesi imtiyaz sahibi Mehmet Eser ve yazı işleri müdürü Faysal Sonakalan, Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Hansu'nun makamında tehdit edildikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulundular. Haberin 15 Mayıs'ta yayımlanması üzerine Hansu'nun gazeteyi arayarak Eser ve Sonakalan'ı makamına davet ettiği ve tehditler savurduğu iddia edildi. Gazeteciler ile Hansu arasındaki gerginlik, deprem geçiren Vali Güner Orbay İlk Öğretim Okulu'nun tehlike saçtığı ve bakımsız olduğu iddialarına yer veren "Eğitim Yarası Kanamaya Devam Ediyor" haberinden kaynaklandı.

Sendikaların Taksim'de yapmayı kararlaştırdıkları 1 Mayıs kutlamalarında polis, Beşiktaş İskelesi'nde hareketliliği izleyen Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alper Turgut "gazeteci olduğunu bile bile" saldırdı. Turgut, Şişli Etfal Hastanesi'ne başvurdu. "Cumhuriyet Pazar" dergisi görsel yönetmeni Aynur Çolak ve dergi editörü Berat Günçıkan da gazdan etkilendi. Okmeydanı'nda çatışmaları izleyen Cumhuriyet gazetesi foto-muhabiri Vedat Arık da başına isabet eden taşla yaralandı. Fotoğraf çekmek isterken saldırıya uğrayan Vatan gazetesi muhabiri Bülent Ergün'ü polis gözaltına almak istedi. Arbedeyi izlerken copla vurulan Radikal gazetesi muhabiri Demet Bilge Ergün, gazeteci olduğunu söyleyince polisten, "dolaşma o zaman ayağımın altında" yanıtını aldı. Gazeteciyle birlikte Radikal gazetesinin diğer muhabirleri Timur Soykan ve İsmail Saymaz da saldırıya uğradılar. Kanal D'den İhsan Yıldız ve Radikal muhabiri Umay Aktaş da coplu saldırının hedefi oldu. Ayrıca, Su TV’nin bir kamerasının da parçalandığı öğrenildi.

Göztepe Spor Kulübü lehine slogan atan bir grup, 17 Nisan'da, İzmir'de Gaziosmanpaşa Bulvarı üzerinde bulunan Yeni Asır gazetesine saldırdı. Ellerinde bira şişeleri bulunan 10-12 kişilik bir grup, taşlar ve gazete önündeki park yeri levhalarıyla gazetenin camlarını ve zemin kattaki plazma televizyonları kırdı. İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, saldırganların güvenlik kamerasıyla tespit edildiğini belirterek, "Saldırganları en kısa sürede yakalayacağız. Bu tür olayların yaşanmasına izin vermeyeceğiz" dedi. Polis, saldırganların kullandığı otomobilin sahibi olduğu belirtilen Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi 29 yaşındaki Çağrı Özdemir'i gözaltına aldı.

Adana'da Akdeniz TV’de 14 Nisan akşamı yayımlanan "Mertçe Söyleşi" adlı programda yolsuzlukları konuşan sunucu Yüksel Mert ve konuğu Çukurova Merhaba gazetesi yayın yönetmeni Zeki Kızılkaya, Selçuk Çabuk ve iki kişinin saldırısına uğradı. Haberciler hastaneye kaldırıldı. Çabuk'un belediyelerdeki çeşitli ihalelere fesat karıştırdığının iddia edildiği programda saldırganlar camları kırdı. Saldırıyı kınayan Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) Başkanı Cafer Esendemir, zor şartlarda görev yapan gazetecilere yönelik baskı ve saldırıların artarak devam ettiğini söyledi. Saldırıdan birkaç gün sonra Selçuk Çabuk, Osman Coşkun ve Serhat Sağır adlı kişiler tutuklanarak Kürkçüler Cezaevi'ne gönderildi.

Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde yayın yapan Venüs Radyo’nun yönetim kurulu başkanı gazeteci Doğan Sönmez, 11 Nisan'da işyerinde kimliği belirsiz bir kişinin saldırısına uğradı. Sönmez'e, Eski hisar mahallesinde bulunan radyoya reklam verme bahanesiyle gelen kimliği belirsiz bir kişi saldırdı. Manavgat Devlet Hastanesi'ne giderek tedavi gören Sönmez, saldırgandan şikayetçi olarak Şelale Polis Karakolu'nda ifade verdi. Sönmez'in kendisini darp eden şahsı resimlerden tanıdığı ve Emniyet güçlerinin olayla ilgili araştırma ve faili yakalama çalışmalarının sürdüğü öğrenildi.

AKP çevresinden gazetecilere yönelik diğer bir tehdit iddiası da Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde 4 Temmuz gazetesi muhabiri Türkan Pampal'dan geldi. Hükümetin sağlık politikalarını eleştiren ve sendikal basın açıklamasına katılan Pampal, Mart ayında AKP Karamürsel Gençlik Kolları yöneticisi ve üyesince tehdit edildiğini iddia etti. Başsavcılığa can güvenliği kalmadığı gerekçesiyle yazılı başvuruda bulunduğunu açıklayan Pampal, üç haftadır başvurusuna yanıt alamamaktan şikayetçi. Türkan Pampal'ın evinin suları kesilirken gazete sahibi Salih Kandır'a ait ilçede kurulu Kafe Sine'ye de olaydan sonra her gün Maliye müfettişlerinin uğramaya başladığı öne sürüldü.

6 Nisan "Öldürülen Gazeteciler Günü" dolayısıyla Serbesti gazetesi baş-muhabiri Hasan Fehmi'nin Divanyolu'nda bulunan II. Mahmut Türbesi'ndeki mezarı başında bir açıklama yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, "diğer basın meslek kuruluşları gibi, Hrant Dink'in de sadece katillerinin değil azmettiricilerinin de yakalanmasını istediklerini söyledi. Devlet ve ilgili bakanlıkları gazetecilerin can güvenliğinin konusunda acilen önlem almaya çağıran Erinç, "Geçtiğimiz süreç, gazetecilerin görüş ve düşüncelerinden dolayı tehdit altında yaşamaya başladıklarını ve tehditlerin yoğunlaşmaya başladığını gösteriyor" dedi.

Merkezi Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde bulunan Kürdistan TV'nin Diyarbakır temsilciliğinde çalışan gazeteciler çalışma olanaklarının keyfi olarak kısıtlandığını, baskı ve tehdit altında çalıştıklarını söyledi. Mart sonunda kanalın Diyarbakır temsilcisi Mehmet Eren, kuruluşun 2006'da Diyarbakır temsilciliğini açmak için yasal altyapıyı oluşturduklarını, ancak çalışmalarının keyfi olarak engellendiğini ifade etti: "Etkinliklere çoğu zaman bizleri almıyorlar, aldıklarında ise, uzun süreli kimlik kontrollü gibi uygulamalara maruz kalıyoruz. Hazırladığımız haberlerin çoğu Kürt sorunuyla ilgili. Bu haberleri hazırladığımızda çeşitli engellemelerle, aşağılayıcı tabirlerle karşı karşıya kalıyoruz."

1998 yılında İHD Genel Başkanı Akın Birdal'ın ağır yaralanmasına yol açan Türk İntikam Tugayı (TİT) isimli örgüt, son olarak İstanbul Özgür Radyo'ya 27 Mart akşamı tehdit içerikli elektronik posta mesajı gönderdi. Radyo çalışanlarının ölümle tehdit edildiği mesajda, "Bölücü yayınları bırakın. Sizi takibe aldık. Kimin nerde oturduğunu biliyoruz. Sizi son kez uyarıyoruz..." denildi. Radyo, tehditleri iki gün sonra mahkemeye taşıdı. Aktivistlere yönelik tehdit mektupları ve e-postaları, Agos gazetesi Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in katledilmesinden sonra yaygınlık gösterdi. Akademik camiadan Prof. Dr. Baskın Oran ve Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, aktivistlerden Eren Keskin, yayıncı Necati Abay, sanatçı Ferhat Tunç da tehditlerin hedefi oldu.

Hrant Dink cinayetini organize ettiği öne sürülen ve polisin yardımcı istihbarat elemanı olarak görev yapan Erhan Tuncel'in, Trabzon emniyetine, Yasin Hayal ve Dink cinayeti hakkında, 4 değil tam 17 kez rapor verdiği iddia edildi. Gelişme, 23 Mart'ta medyaya yansıdı. Ayrıca, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki incelemelerini tamamlayan İçişleri Bakanlığı Mülkiye müfettişlerinin, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah için kınama cezası verilmesini talep ettikleri bildirildi.

Şirnak'ta Beytüşşebap Savcılığı, DHA muhabiri Emin Bal'ın kullandığı büronun aranması için 21 Mart'ta İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polislere "arama ve el koyma kararı" çıkarttı. DTP'nin organize ettiği Newroz kutlamalarında "PKK lehine slogan atıldığını bildiren ve görüntülerin etkinlikte kamera çekimi yapan Emin Bal'dan alınması"nı isteyen polise, Beytüşşebap Cumhuriyet Savcısı Veli Karabacak, "arama yapılmasını ve elde edilen suç eşyalarına el konulması" izni verdi. İzin, daha önce de olduğu gibi, 1982 Anayasası'nın 20 ve 21. maddeleri; 5271 Sayılı CMK’nın 119/1, 127/1. maddeleri, Adli ve Arama Yönetmeliği'nin 7/2 ve 15/1 maddeleri uyarınca verildi.

DTP'nin 21 Mart'ta Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlediği Newroz etkinliğinde sahnede çekim yapan DHA muhabiri Fatih Karaçalı ve NTV muhabiri Hamza Gül ile bazı görevliler, seyircilerce atılan taşlarla hafif şekilde yaralandı. Gazeteciler ayakta tedavi edildi.

19 Ocak'ta öldürülen Hrant Dink'in avukatları Bahri Belen ve Fethiye Çetin, cinayeti soruşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 15 Mart'ta verdikleri dilekçede, cinayet zanlılarıyla ilgili İstanbul dışında yürütülen soruşturma dosyalarının cinayet dosyasıyla birleştirilmesini talep ettiler. Bir açıklama yapan avukatlar, cinayetinin arkasında Türkiye'nin demokratik düzenini değiştirmeyi amaçlayan bir terör örgütü bulunduğunu, bu örgütün de Pelitli'yle sınırlı olmadığını söylediler. Avukatlar, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma veya suçu örtmekten haklarında soruşturma açılmamış kamu görevlileri hakkında CMK'nın 250. maddeleri kapsamında soruşturma başlatılmasını istediler.

Hacker saldırısı nedeniyle yayın yapamayan Haber X sitesi, 8 Mart'tan itibaren normal yayınına geçti. site yetkilileri, saldırının bir aylık bir zaman kaybına neden olduğunu açıkladı. Hackerların veritabanı ve yazılımına zarar verdikleri site, bir süre tek sayfa olarak yayınlanabildi.

Zonguldak'ın Devrek İlçesi'nde günlük yayımlanan Bölge Haber gazetesi sahibi ve yazı işleri müdürü İbrahim Tığ, 7 Mart'ta Devrek Devlet Hastanesi Başhekimi Aytekin Sur'un eşinin saldırısına uğradığını savunarak şikayetçi oldu. Saldırının Başhekimin görevden alınmasının AKP Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen kaynak gösterilerek duyurulması nedeniyle yaşandığı ileri sürüldü.

Adıyaman'da yayın yapan ASR, Radyo Tek, Radyo Life ve Mert Radyo'nun Ali Dağı'nda bulunan verici kablolarının kesildiği 6 Mart'ta anlaşıldı. Saldırı, radyo yayınlarının iki gün kesilmesine ve yayın aktaran cihazların zarar görmesine yol açtı. Adıyaman Jandarma Alay Komutanlığı ekipleri, saldırıyla ilgili soruşturma başlattı. Adıyaman Savcılığı'nı 14 Mart'ta ziyaret eden GAP Gazeteciler Cemiyeti Genel Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz konunun aydınlatılmasını talep etti. Adıyaman Olay gazetesi yazarı ve Tempo Radyo programcısı Burak Cansel, "Kentin önde gelen isimleri olaya duyarsız ve sesiz kaldılar” diye yazdı.

5 Mart'ta Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Biçer, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 6 Mart'ta Belediye binasında düzenlenen panelde "yasadışı örgütün propagandası yapılıp yapılmadığı"nı soruşturmak için polise DHA bürosundan muhabir Emin Bal'a ait görüntü ve haberlere el koyma izni verdi. DTP'nin organize ettiği ve Şırnak Barosu'ndan üç avukatın konuşmacı olduğu panele kadınlar ilgi göstermişlerdi. Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, Bal'ın kasetleri vermek zorunda kaldığını belirtti.

Bir cinayet haberinin gazetede yer alış biçimini beğenmediklerini söyleyerek iki hafta önce Özgür Kocaeli gazetesinin İzmit kent merkezinde bulunan bürosuna saldıran iki kişi, 25 Şubat'ta ikinci kez gazeteyi basarak bir çalışanı bıçakladı. Saldırıda sırtına aldığı bıçak darbesiyle yaralanan müracaat bölümünde görevli Yücel Sinan İzmit Devlet Hastanesi'nde ameliyat edildi. Sinan'ın sağlık durumu iyi. İki hafta arayla meydana gelen iki saldırı karşısında öfkeli olduklarını ifade eden gazete sahibi İsmet Çiğit, yazısında, "Ülke genelinde yaşanan, kentimizde sık sık yansımaları görülen, ölçüsü kaçmış serseriliğin, yasa tanımazlığın, hukukla ve devletle baş kaldırırcasına alay edişin birer örneğidir iki olay da" dedi. İlk saldırıda da gece nöbetçisi Mehmet Sümer yine bıçakla yaralamıştı.

11 Şubat'ta ÇGD, cezaevinde bulunan Alaattin Çakıcı'nın derneğin eski yönetim kurulu üyesi ve NTV'de yayınlanan "Neden" programın yapımcısı Can Dündar'ı tehdit ettiğini bildirerek, İçişleri Bakanlığı'nı göreve çağırdı. Çakıcı, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) eski Yurtdışı İstihbarat Daire Başkanı Nuri Gündeş'in mafya liderinden övgüyle söz ettiği program nedeniyle Dündar'a tehdit içeren bir mektup gönderdi. TGC'nin de kınadığı tehdit uygulamasından sonra gazeteciye koruma tahsis edildi.

Ankara Haber Ajansı (ANKA) İstanbul Temsilciliği'ne 8 Şubat gecesi giren kimliği belirsiz kişi veya kişiler, bir taşınabilir bilgisayar ve diğer bilgisayarların da disklerini çaldılar. ANKA İstanbul Temsilcisi Lütfiye Pekcan, Bülent Orakoğlu ve Ceyhan Mumcu'nun ANKA'nın Hrant Dink cinayet sanığı Erhan Tuncel'le ilgili haberinden sonra "kaynağını açıklasın" tartışması nedeniyle böyle bir olay yaşamış olabileceğini açıkladığını hatırlattı, "Bağımsız bir haber ajansı olarak haberlerimizi yapmayı sürdüreceğiz" dedi. Büroda inceleme yapan Beyoğlu Emniyet Müdürü Tuğrul Pek "Olay adi bir hırsızlığa benzemiyor" dedi.

6 Şubat'ta Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi güvenlik personelinin, NTV kameramanları İbrahim Ateşoğlu ve Mahmut Bozarslan, Sabah gazetesi muhabiri Hüseyin Kaçar ve Star gazetesi muhabiri Veysi İpek'in aralarında bulunduğu bir grup basın mensubunu darp ettiği iddia edildi. Kentte çöken binadan sağ çıkartılarak Fakülte Hastanesi’ne kaldırılan yaralının durumunu takip eden hastanenin güvenlik personelince engellenmek istendi.

29 Ocak'ta, www.aktifhaber.com haber sitesi, kendilerine Hrant Dink'in katil zanlısı O.S.'nin adını açık şekilde yazarak "Hepimiz O.S.'yiz" diyen kişilerin saldırısına uğradı. Site yetkililerinin başvurusu üzerine Cumhuriyet Savcılığı saldırıyla ilgili işlem başlattı. Saldırıda aktifhaber sitesinin ana sayfasını silerek yerine, "Hiçbirimiz Ermeni değiliz, Hepimiz O.S.'yiz" yazan CodeCryer&Aspava isimli hackerlar, sitenin altyapısıyla da oynadılar.

Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi ve Yeni Dünya İçin Çağrı gazetesi sahibi Aziz Özer'e 24 Ocak'ta ölüm tehdidi içeren bir e-mail mesajı gönderildi. TCK'nın 301. maddesinden mahkum olduğu için AİHM'e başvuran Özer, "Bu tür tehditler bu durumu ciddiye alıp üzerine gitmek gerektiğini bize açıkça gösteriyor" dedi.

Hrant Dink'in katledildiği gün TGDP Sözcüsü olarak "Hrant Dink'i 'İyi Çocuklar' Katletti" başlıklı yazılı basın açıklaması yapan Necati Abay, 22 Ocak'ta bu konuyla ilgili kendisine gönderilen bir elektronik postada ölümle tehdit edildiğini bildirdi. Gazetecinin şikayetçi olması üzerinde Emniyet Müdürlüğü Abay'a koruma tahsis edilmesini önerdi. Ancak gazeteci bunun çözüm olmadığını ifade ederek bunu reddetti.

Haftalık Agos gazetesi Yayın Yönetmeni Hrant Dink, İstanbul Osmanbey'de bulunan gazetesinin önünde 19 Ocak'ta uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. TGC, Basın Konseyi, ÇGD, TGS ve birçok ulusal ve uluslararası basın meslek örgütünce kınadı. Cinayet, Türkiye'nin ve dünyanın birçok kentinde kınandı. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk, "Dink siyasi boyutu da olan bir insandı, ifade özgürlüğü için savaştı; Türkiye'de soykırım tartışmalarında önemli bir rol oynadı" dedi. AB Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn, "vahşi saldırı nedeniyle çok şaşkın ve üzgün" olduğunu açıkladı. AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, "Olayı kınıyorum ama Türkiye devletinin buna karşı olan tavrını tebrik ediyorum" dedi.

Çanakkale Olay gazetesinde çalışan haber merkezi ekibine, 11 Ocak'ta izledikleri bir basın toplantısında Türkiye Kamu Sen'e bağlı Türkiye Tarım, Orman ve Gıda Hizmet Kolu Kamu Görevlileri Sendikası (Türk Tarım Orman Sen) yöneticisince hakaret edildiği iddia edildi. Yerel basının güdümlü hale getirilip muhalif tavrının yok edilmek istendiğini açıklayan gazete, "saldırıların yeni bir tezgahı olarak bu davranışları kınıyoruz" dedi. Basın toplantısında gazete, "her dönemde olan tayinleri çarpıtarak yayımlamak" ile suçlandı.

Muğla'nın Datça ilçesinde haftada iki gün yayımlanan Yarımadanın Sesi gazetesinin merkez bürosuna 10 Ocak'ta kimliği belirsiz kişi veya kişilerce molotof kokteyli atıldı. Gazete sahibi ve Anadolu Ajansı (AA) muhabiri Ali Geremeli ise molotof kokteylinin gazetenin baskısında kullandıkları kağıtların bulunduğu bölüme atıldığına işaret ederek, "Çıkan yangında bilgisayar kabloları zarar gördü. Bizim kimse ile kavgamız yok. Neden böyle bir olay oldu, anlamış değilim" dedi.

Gözaltı ve Tutuklamalar

Daha önce kesinleşen 5 aylık hapis ve para cezaları bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alınan Devrimci Demokrasi gazetesi sorumlu müdürü Erdal Güler, 26 Aralık’ta tutuklandı.

22 Aralık'ta İstanbul Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor maçında Lig TV kameramanları Ümit Kül ve Ali Demir polis şiddetine maruz kaldı. Gözaltına alınan kameramanlar, daha sonra serbest bırakıldı ve polislerden şikâyetçi oldu. Polisler de Kül ve Demir hakkında polise mukavemetten suç duyurusunda bulundu.

Çeşitli illerde Marksist Leninist Komünist Partisi (MKLP) örgütüne yönelik 8 Eylül 2006 tarihinde yapılan operasyonlarda tutuklanan Özgür Radyo Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan ve 22 kişinin yargılandığı dava 26 Ekim'de başladı. Yaklaşık 14 ay sonra ilk kez İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan 23 kişinin yargılandığı davada, tahliye kararı çıkmadı. Tutuklu kişiler, dört ay daha hapiste kalacak. Mahkeme, sanıkların salıverilmesi yönünde savunma avukatlarının ilettiği talebi reddederek, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Yargılama 28-29 Şubat 2008 günlerinde sürecek. 12 Eylül 2006 tarihinde tutuklanan radyocu Erdoğan'ın 40 yıldan ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar ağır cezalar isteniyor. Yargılananlar arasında Atılım gazetesi yayın yönetmeni İbrahim Çiçek, gazete yayın koordinatörü Sedat Şenoğlu, eski yayın yönetmeni Ziya Ulusoy ve yazarlardan Bayram Namaz da var. İddianamede, 296 eylemden sorumlu tutulan 23 sanık için 10,5 yıldan 45 yıla kadar değişen oranlarda toplam üç bin yıla kadar hapis cezaları istedi. Sanıkların bir bölümü, "Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak" ile suçlanıyor.

Güneydoğu'da röportajlar yaptıktan sonra Kuzey Irak'a geçmek isterken gözaltına alınan Guillaume Perrier, Estelle Vigoureux ve Marc de Banville isimli Fransız gazeteciler, 30 saat gözaltında kaldıktan sonra 25 Ekim'de Silopi Savcılığı'nca serbest bırakıldı. Le Monde gazetesi muhabiri Perrier "suçlamalarla ilgisi bulunmadığı" gerekçesiyle "özürle" serbest bırakıldıktan birkaç saat sonra da "askeri bölgede izinsiz kayıt yapmak" ile suçlanan Capa Ajansı çalışanları Vigoureux ve Banville de serbest kaldı. Gazetecilere Silopi'de CMK bürosundan bir avukat hukuki destek sağladı. Jandarma Kriminal Laboratuarı'nda incelemeye alınan kamera ve kasetlerine "suç aleti" olarak el kondu.

Türkiye'nin Irak ile olan sınırında askeri hareketliliği görüntülemeye çalışan Yüksekova Haber gazetesi muhabiri Ömer Oğuz, İHA muhabiri Nevzat Taş ve Kerim Kantarcıoğlu, Yeni Şafak gazeteci muhabiri Müslüm Bayburs, askeri konvoyun görüntülerini çektikleri gerekçesiyle 22 Ekim'de kısa süreliğine gözaltına alındı. Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı Yeni Köprü Karakolu'nda yaklaşık iki saat tutulan haberciler, Genel Bilgi Tarama (GBT) sorgulamaları yapıldıktan sonra serbest kaldı.

Özgür Halk dergisi yazı işleri müdürü İdris Akboğa, 26 Eylül'da derginin Eylül sayısıyla ilgili ifade vermeye gittiği İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliği’nce tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi'ne gönderildi. Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde bulunan Akboğa, "suçu ve suçluyu övmek", "Terör örgütlerinin yazılarını basmak ve yayınlamak", "Örgüt mensuplarına yardım ederken veya propaganda yaparken başka bir suç oluşturmak" ile suçlanıyor. Derginin sahibi Erdinç Bolcal ve sorumlu müdürü Fethullah Erkan da, 23 Ekim’de ifade vermek için gittikleri mahkemece “PKK örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklanarak Edirne F Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Mehmet Cevizci, Press Now ve IPS İletişim Vakfı'nın davetlisi olarak katıldığı "haber atölyesi"nde süren bir davada ifade vermediği iddiasıyla 17 Ağustos, sabah 5.00'te, Mavi Göl Oteli'ne gelen Jandarma ekibince gözaltına alındı. İfadesi alınan Cevizci aynı gün 14.00 sularında serbest kalabildi. Cevizci, 2005'te katıldığı "toplumsal çeteleşmeye ve fuhuşa karşı" düzenlenen bir eylemde açılan "Amed Onurdur, Onuruna Sahip Çık" pankartı nedeniyle çıkan olaylarda gözaltına alındığı, bu kapsamda arandığını açıkladı. Gazeteci, ifade verdikten sonra bırakıldı.

MLKP örgütüne yönelik 21 Eylül 2006 tarihinde yürütülen "Gaye" operasyonunda tutuklananların yargılandığı davada dört tutuklu, 10 aydan fazla bir süre hapiste kaldıktan sonra 7 Ağustos'ta tahliye oldu. Dokuzu tutuklu 32 kişinin "örgüt üyeliği" iddialarıyla yargılandıkları davada İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında Dayanışma gazetesi editörü Emin Orhan'ın de bulunduğu dört kişinin tutuksuz yargılanmak üzere tahliye etti.

Gaziantep'te haftalık yayın yapan Çoban Ateşi gazetesinin 3 Ağustos 2007 tarihli sayısında yer verilen "Antep Kuzey Kürdistan'ın bir sanayi kentidir" ifadesinden toplatıldı. Gazetenin sahibi ve yazı işleri müdürü Yasin Yetişgen, bir hafta sonra tebliğ edilen toplatma kararının gereği olarak ifade vermeye gittiği Gaziantep 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuklandı. Gazete yayın kurulu, "Düşünce özgürlüğünü 'sözde değil özde' önemseyen gazetemiz, düşünce ve ifade özgürlüğüne darbe anlamına gelen her türlü adli, idari, siyasi karar ve uygulamaya karşı mücadelesini sürdürecek" dedi; Yetişgen'in hakkında henüz dava açılmamışken "tedbiren" tutuklanmasına tepki gösterdi. Gazete yazarı Hurşit Kaşıkkırmaz hakkında da tutuklama kararı çıkartıldı. Yetişgen, üç haftalık tutukluluktan sonra tahliye edildi.

Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisi Durmuş Şahin, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın 11 Temmuz'da Erzurum'un Olur İlçesi'ne yaptığı ziyaret sırasında bakanın elini sıkmayı reddedip "Ben iktidar olup da vatana hizmeti dokunmayanın elini sıkmam" dediği gerekçesiyle tutuklandı. beş gün sonra tutuklu sanık olarak Olur Sulh Ceza Mahkemesi'ne çıkarılan Şahin, "Tokalaşmak istemediğim halde bakan ısrarla elimi sıkmak istedi. Elimi vermediğim için de bakan beni cezaevine gönderdi" dedi. Mahkeme, altı yıldan iki yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Şahin'i tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.

Batman ve çevresini tanıtan bir kitabın hazırlığını yaparken Datça Haber gazetesi sahibi olarak "yayın yoluyla hakaret" iddiasıyla verilen hapis cezası nedeniyle 3 Şubat'ta tutuklanan gazeteci Sinan Kara, 3 Temmuz'da tahliye oldu. Batman M Tipi Cezaevi'nde dört aydan fazla bir süre kaldıktan sonra cezasını tamamlanmasına 20 gün kala Muğla Merkez Cezaevi'ne nakledilen Kara, buradan özgürlüğüne kavuştu. Kara, "yayın yoluyla hakaret" iddiasıyla 146 günlük hapis cezasını çekmek için hapse gönderilmişti.

Uzun dönem Vakit gazetesinde dış haberler muhabirliği yaptıktan sonra Gerçek Hayat dergisi için çalışan Adem Özköse 26 Haziran akşamı Terörle Mücadele Şubesi görevlilerince gözaltına alındı. Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci, "önceki hafta Bursa'da el-Kaide ile irtibatlı oldukları zannıyla çok sayıda Müslümanın gözaltına alındığı ve bunlardan 14'ünün tutuklandığı biliniyor. Gelişmeler Özköse'nin de bir biçimde bu operasyona dahil edilmek istendiğini düşündürtüyor" dedi. Özköşe, daha sonra serbest bırakıldı.

Diyarbakır'da 1. Sulh Ceza Hakimi Mehmet Yücel Kurtoğlu'nun "Rüşvet aldığı için sürgün edildiği"ni yazan Söz TV ve Gazetesi haber müdürü Sait Bayram ve muhabiri Fırat Avcı, gazetenin 18 Haziran 2007 tarihli sayısında yayımlanan haber nedeniyle ifade verdikten sonra tutuklandılar. "Basın yoluyla hakaret" iddiasıyla Diyarbakır Kapalı Cezaevi'ne gönderilen haberciler, 20 Temmuz'da tahliye edildiler. Gazeteciler hakkında Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Yayın Yönetmeni Ömer Büyüktimur, "Üzüntülüyüz, habercilik yaptık ve haberimizin de arkasındayız" dedi.

21 Eylül 2006 tarihinde MLKP örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda tutuklanan 16 kişinin yargılandığı davanın 13 Nisan’daki duruşmasında 10 kişi tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Tutuklandıktan sonra ilk kez hakim karşısına çıkan ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca yedi ay sonra tahliye olabilenler arasında İstanbul Özgür Radyo haber müdürü Halil Dinç ve radyo çalışanı Sinan Gerçek de bulunuyor.

Emniyette fuhuş, dayak ve hakaret iddialarını gündeme getirdiği için bir hafta hapiste kalan Afyonkarahisar Emirdağ gazetesi sorumlu müdürü Mustafa Koyuncu, 13 Mart’ta ifade verdikten sonra tutuklandı. Emirdağ Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 44 polisin şikayetçi olması üzerine hem 6 yıl hapis hem de 440 bin YTL tazminat istemiyle yargılanıyor. İddiaları gazetesinin 12 Mart 2007 tarihli sayısında "AB'ye Böyle mi Girmeliydik? Görevlerini Kötüye Kullanıyorlar" başlığıyla haberleştiren Koyuncu, "yayın yoluyla hakaret" iddiasıyla tutuklanmış, tekzip yayımlaması şartıyla bir hafta sonra tahliye edilmişti.

Sanat ve Hayat dergisi Yayın Yönetmeni ve BEKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Orman, 31 Ocak'ta, İstanbul Kadıköy'de kimliği belirsiz kişilerce elleri kelepçelenerek kaçırıldığı açıklandı. Ancak ertesi gün Orman'ın İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı polislerce gözaltına alındığı öğrenildi. Çok sayıda kuruluş, "hukuka aykırı gözaltı" uygulamasını protesto etti. Orman, daha sonra serbest bırakıldı.

2001 yılında "TKP/ML TİKKO üyesi olduğu" iddiasıyla tutuklanan İşçi Köylü dergisi Genel Yayın Yönetmeni Memik Horuz, 30 Ocak'ta, 5,5 yıl kaldığı Bolu F Tipi Cezaevi'nden tahliye oldu. Horuz, avukat Behiç Aşçı'nın uzun süredir sürdürdüğü ölüm orucuna ara vermesini sağlayan "cezaevinde toplu görüşme" şartının, Bolu Cezaevi'ndeki koşullar nedeniyle uygulanamadığını söyledi.

Basın ve İfade Özgürlüğü Davaları

Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı, haftalık Çoban Ateşi gazetesinde 8 Kasım 2007 tarihinde yayımlanan Berkant Coşkun’a ait “Anne beni askere yollama” başlıklı yazıdan yazı işleri müdürü Yasin Yetişgen hakkında dava açtı. Coşkun’un yurtdışında yaşadığını tespit eden Başsavcılık, iddianamede Yetişgen’in 5816 Sayılı Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlara İlişkin Kanun ve “Halkı askerlikten soğutmak” iddiasını düzenleyen Ceza Yasası’nın (TCK) 318. maddesi uyarınca yargılanarak cezalandırılması talep etti. Yetişgen’in yedi buçuk yıl hapis istemiyle yargılanmasına, Gaziantep 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 9 Mayıs 2008’de başlanacak. 19 Kasım’da açılan dava gazeteye Aralık sonunda tebliğ edildi. Gazeteci, “Türkiye tarihi boyunca kirli savaşların arenası olmuştur maalesef. Mustafa Kemal’in Dersim katliamı emrini vermesinden tutun da...” ve “Eğer şimdiki Kürt hareketine terörist hareket deniliyorsa bu demektir ki Mustafa Kemal’in başlattığı harekette de kendisini bu kavramdan geri tutamaz. Tek farkı Mustafa Kemal’in tutuklanmamış olmasıdır” sözlerinden suçlanıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı "Devletin askeri teşkilatını alenen aşağıladığı'' gerekçesiyle DTP Mardin milletvekili Ahmet Türk'ün dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlayarak Adalet Bakanlığı'na gönderdi. 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Genelkurmay Başkanlığı’nın düzenlediği resepsiyona DTP'li milletvekillerinin davet edilmemesiyle ilgili "Hep ağızdan düşürülmeyen bölücülük kelimesi, aslında kimin tarafından yapıldığı da açıkça ortaya çıkıyor" diyen Türk, dokunulmazlığının kaldırılması ve bu suç nedeniyle hakkında dava açılması durumunda iki yıla kadar hapisle yargılanacak.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sendikacı Mehmet Hanifi Bekmezci'ye basın açıklamasında söylediği sözler nedeniyle yerel mahkemenin verdiği 301. madde cezasını, bildirinin "ağır eleştiri" niteliğinde olduğunu saptayarak bozdu. Yargıtay’ın 6 Kasım’da aldığı karar Aralık sonunda kamuoyuna yansıdı. Bekmezci, 29 Eylül 2005'te Eğitim-Sen Tunceli Şube Başkanı'yken yaptığı açıklamada, Tunceli'de öldürülen Hasan Şahin'e ve bir polisin öldürdüğü taksi şoförü Hasan Akdağ'a değinmiş, polisin bunların ardından Tunceli'de keyfi gözaltı furyası başlattığını, buna dair basın açıklamalarını da engellediğini söylemişti. Bekmezci, ayrıca "Genelkurmay'ın talimatıyla, sivil faşist güçlerin de harekete geçirilip devreye sokulmasıyla ülkemizin çeşitli yerlerinde tezgahlanan linç girişimleri ve saldırılar henüz hafızalarımızda yerini korumaktadır" ifadesini kullanmıştı. 14 Şubat 2006 tarihinde Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi de, Bekmezci'yi beş ay hapisten adli para cezasına çarptırmıştı.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2002 yılında Almanya'da devlet kaynaklı cinsel işkenceden söz eden İHD İstanbul Şubesi Başkanı avukat Eren Keskin hakkında verilen 6 bin YTL para cezasıyla ilgili kararı usulden bozdu. Yargıtay, "Askeri kuvvetlerinin manevi şahsiyetine hakaret" iddiasından suçlu bulunan Keskin'e ek savunma hakkı verilmeden davanın karara bağlandığı gerekçesiyle kararı usulden bozdu. Keskin'in konuşmasının gazetelerde yayınlanmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Prof. Necla Arat şikayette bulunmuşlardı. Ardından Keskin hakkında Kartal 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı.15 Mart 2006'da mahkeme, "Kadın Hakları Eşittir İnsan Hakları" konulu toplantıda yaptığı konuşma nedeniyle Keskin'i, TCK’nın 301. maddesinden 10 ay hapse mahkum etmişti. Mahkeme, hapis cezasını 6 bin YTL'ye çevirmişti. Son olarak mahkeme, ikinci yargılamada, hükümetin 301. madde üzerinde çalışmalarının sonuçlarını beklemek üzere, Keskin'i yargılamaya 7 Şubat 2008'de sürdürmeye karar vermişti. Hrant Dink cinayetinden sonra yazdığı "Teşkilatı Mahsusa İş Başında" başlıklı yazıdan Keskin hakkında açılan bir 301 davası da Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. 21 Mart'ta düzenlenen iddianamede Birgün gazetesinde 26 Ocak 2007 tarihinde yayımlanan yazıda, "devletin askeri kuvvetlerini bası yoluyla aşağıladığı" iddia ediliyor.

Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali´ndeki stend-up gösterisinde kullandığı ifadeler nedeniyle Murat Bağlı´ya, “Dünden bu güne Kürt sorununun çözüm yolları” konulu paneldeki konuşmaları nedeniyle Edip Polat ve Eren Keskin´e “kin ve düşmanlığa tahrik etmek”ten açılan davaya 19 Aralık’ta devam edildi. Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davaya 13 Mart 2008 tarihinde devam edilecek.

"Osmanlıdan Günümüze Ordunun Evrimi" isimli kitap nedeniyle yazar Osman Tiftikçi ve Sorun Yayınları yetkilisi Sırrı Öztürk'ün yargılanmasına devam ediliyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın şikayeti üzerine 301. maddeden açılan davada İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Tiftikçi'nin tutuklanarak getirilmesi yolundaki kararın uygulanmasını talep ve etmişti. Yargılamaya 31 Ocak 2008 tarihinde devam edilecek. Suçlanan kitapta, 1826'da Yeniçeriliğin kaldırılmasıyla birlikte modern ordunun kurulmasıyla bu yapının kapitalist biçime dönüştüğü, 2. Dünya Savaşından sonra Amerikan emperyalizmi eliyle örgütlendiği ve emperyalizmin Türkiye ve Ortadoğu'daki vurucu gücü haline dönüştüğüne yer veriliyor.

Diyarbakır'da 1. Sulh Ceza Hakimi Mehmet Yücel Kurtoğlu'nun "Rüşvet aldığı için sürgün edildiği"ni yazan, tutuklandıktan bir ay sonra da tahliye edilen Söz TV ve Gazetesi haber müdürü Sait Bayram ve muhabiri Fırat Avcı’nın yargılanmasına 15 Aralık’ta devam edildi. 18 Haziran 2007’te yayımlanan "Rüşvet aldığı gerekçesi ile Diyarbakır'a sürgün edildi" başlıklı haber nedeniyle "basın yoluyla hakaret" iddiasıyla yargılanan gazetecilerin davası Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 28 Şubat 2008’de sürecek. Yayın Yönetmeni Ömer Büyüktimur, "Üzüntülüyüz, habercilik yaptık ve haberimizin de arkasındayız" demişti.

Yeniden Özgür Gündem gazetesine yazdığı "Bir Devrimci Leyla ve Bir Şarkı" başlıklı yazıdan "Adliyeyi tahkir ve tezyif" suçlamasıyla üç yılı aşkın bir süredir sanık olan Sanatçı Ferhat Tunç’un yargılanmasına 13 Aralık’ta devam edildi. 19 Ocak 2004'te çıkan yazıdan Tunç ve yurtdışında yaşayan sorumlu müdürü Mehmet Çolak'ın Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına 28 Mayıs 2008’de devam edilecek.Zana ve DEP milletvekillerinin tahliye istemlerinin reddedildiği bir duruşmayı ele alan Tunç, yazısında, bu talebin reddine hiç şaşırmadığını, sonucu baştan bildiğini, davanın hukuksal değil politik olduğunu yazmıştı.

13 Aralık’ta Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi, 20 Ekim 2007 tarihinde yaptığı bir basın açıklamasında “polisin yönlendirmesiyle sivil faşistlerce örgütlenen provokasyonlar, burjuva medyanın desteğiyle halklar arasında çatışma yaratma amaçlıdır. Linci bir silah olarak kullanan polis, haksız gözaltıyı protesto için slogan atan devrimcileri bile linç etmekle tehdit edebilmektedir” diyen DTP İl Başkanı Murat Polat’ı beraat ettirdi. Mahkeme, gerekçeli kararında, açıklamanın ağır eleştiri niteliğinde olduğunu, Emniyet alenen ağılayacak nitelikte ifadeler içermediğini ve suçun unsurlarının oluşmadığını açıkladı. Polat, TCK’nın 301. madde uyarınca ve iki yıl hapis istemiyle yargılanıyordu.

Gündeme ilişkin kaleme aldıkları yazılar nedeniyle Ülkede Özgür Gündem gazetesi yazarları İrfan Uçar ve yönetmen Umur Hozatlı hakkında TCK’nın 301. maddesinden açılan davaların görülmesine 12 Aralık’ta devam edildi ve 22 Mayıs 2008’e ertelendi. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin mazeretli olması nedeniyle yargılamaları daha sonraya bıraktı. Uçar, “Ceza almasak da stresini her an yaşıyoruz” dedi. Kaybedilen gazeteci Nazım Babaoğlu'nu anlatan "Kayıpsın Diyorlar" başlıklı kitaptan Aram Yayınları'na verilen cezayı eleştirdiği için sanık olan gazeteci Uçar, 13 Aralık 2005’teçıkan "301 Numara" başlıklı yazısından yargılanıyorlar. 16 Eylül 2006 tarihli sayıya yazdığı "Lorin-İyi Baba İşbaşı Yaptı" yazısında, Diyarbakır'da bir parkta çocukların da ölümüne yol açan bombalı bir saldırıyı eleştiren Yazar Hozatlı da, iki yıl hapis tehdidiyle karşı karşıya.

Muş Milli Eğitim Müdür Vekili Yavuz İçyer'in kendi atamasını kendisi yaptığını iddia eden Muş Haber 49 gazetesi sahibi Emrullah Özbey'e açılan davanın görülmesine Muş Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 11 Aralık’ta devam edildi. 5 Ocak 2005'te çıkan "Bu ne perhiz ne lahana turşusu" başlıklı haber nedeniyle İçyer, 10 bin YTL tazminat istiyor. Mahkeme, İçyer hakkında bir idari soruşturma ve verilmiş bir kararın bulunup bulunmadığını sorulmasını istedi. Yargılama 24 Ocak 2008’de sürecek. Aynı yazıdan gazeteci hakkında Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava da sürüyor.

10 Aralık’ta İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi Savcısı, “Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkilerinin Toplumsal Etkileri” başlıklı panelde Mustafa Kemal Atatürk’ten “adam” diye söz ettiği gerekçesiyle “Atatürk’ü Koruma Kanunu” uyarınca yargılanan Prof. Dr. Atilla Yayla’nın cezalandırılmasını istedi. AKP İzmir İl Gençlik Kolları'nın geçen yıl düzenlediği etkinlikte bir konuşma yapan öğretim üyesinin, 5816 Sayılı “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun”a muhalefet ettiği gerekçesiyle 4,5 yıl hapsi talep ediyor. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Prof. Dr. Yayla, geçici görevle İngiltere'de bulunduğu için duruşmaya katılmadı. Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütaalasında Yayla'nın söyleminin, bilimsel açıklama boyutunu geçtiğini ve Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret içerdiğini savundu. Yayla'nın avukatlarının mütaalaya karşı yazılı savunma sunmaları için süre veren mahkeme, yargılamayı 28 Ocak 2008 tarihinde sürdürecek.

Popüler Kürtür Esmer dergisinin Aralık 2005 sayısında yer alan "Konuşmadık, Bastırdık" başlıklı yazısından sosyolog İsmail Beşikçi, dergi sahibi Ferzende Kaya ile yazı işleri müdürü Mehmet Ali İzmir hakkında açılan dava zamanaşına girdiği için düştü. 10 Aralık’ta yargılanan Beşikçi, Kaya ve İzmir’in, TCK’nın 216. maddesinden ve 4 yıl 6'şar ay hapis istemiyle yargılandıkları dava, iki aylık yasal süre içinde açılmadığı için düşürüldü. Beşikçi’nin avukatı Mükrime Tepe, “Beklediğimiz bir karardı. Zamanaşımına yargılama süresince hep dikkat çekmiştik. İddianameyi düzenleyen savcı bu konuya dikkat etmesi gerekiyordu” dedi. Kovuşturma süreci, Genelkurmay Başkanlığı’nın şikayetiyle başlatılmıştı.

Tempo dergisine verdiği röportajda "Türkler ve Kürtler bir arada yaşayamaz" dediği iddiasıyla Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında açılan davaya 6 Aralık’ta devam edildi. Baydemir'i "Halkı kin ve düşmanlığa tehlikeli şekilde kin ve düşmanlığa tahrik" ettiği gerekçesiyle ve TCK'nın 216. maddesi uyarınca yargılayan Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi, sanık avukatı Özcan İntaş'ın mahkemeye ulaşan bilirkişi raporunu incelemesi için süre tanımıştı. 24 Temmuz'daysa İntaş, bilirkişinin bant çözümünde Baydemir'in konuşmalarının DTP Siirt İl Başkanı Murat Avcı'nın sözleriyle karıştırıldığını ifade ederek bunun düzeltilmesi istemişti. Mahkemede bu talebi tabul etmişti.

Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 6 Aralık 2007 tarihinde “Soruşturmanın gizliliğini ihlal” ettiği gerekçesiyle hakim karşısına çıkacak Ali Rıza Vural’ın duruşma tarihi değiştirildi. Bu değişikliğin gerekçesi, Bağcılar Adliyesi’nin kapatılıyor olması. “Soruşturmanın gizliliğini ihlal” davasına Bakırköy Adliyesi’nde devam edilecek. Yeni duruşma tarihi henüz belli değil.

Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Akit gazetesi için 27 Nisan 2001'de kaleme aldığı "Bir Başkadır Benim Memleketim" başlıklı bir yazıdan gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak’a açılan "kin ve düşmanlığa tahrik" davasında görevsizlik kararı verdi; dosyayı Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yazılarında darbeler ve 28 Şubat'ın ülke ekonomisi ve barışına etkilerini tartışan Dilipak, "devlet kurumlarını tahkir ve tezyif" iddiasıyla yargılandığı "Olacağı Buydu" ve "28 Şubat'ın neresindeyiz" yazılarından gazete sorumlu müdürü Mehmet Özmen ile birlikte beraat etmişti. Dilipak, daha önce de "Cumhurbaşkanı'na hakaret" iddiasıyla mahkum olmuş, "devlet kurumlarını tahkir ve tezyif" suçlamasıyla yargılandığı 28 Şubat yazılarından ise beraat etmişti.

Prof. Dr. Dora Sakayan'ın "Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları-Garabet Haçeryan'ın İzmir Güncesi" ve George Jerjian'ın "Gerçek Bizi Özgür Kılacak" kitaplarının Türkçe'ye kazandıran Belge Yayınları sahibi Ragıp Zarakolu iki yıldır sanıklıktan kurtulamadı. Jerjian’ın kitabından "Devleti ve Cumhuriyeti tahkir ve tezyif" ve "Atatürk'ün anısına hakaret" iddialarıyla 7,5 yıl hapisle yargılanan Zarakolu, Sakayan’ın kitabından beraat ettiyse de bu kez çevirmeni Atilla Tuygan da "Türklüğü alenen aşağılama" ve "Orduyu tahkir ve tezyif" iddiasıyla sanık olmuştu. 5 Aralık’ta İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 5 Aralık'ta devam edilen duruşmada iki yıldır tutuksuz yargılanan yayıncı Zarakolu, yazar Jerjian'ın mektubunu mahkemeye sundu. Jerjian, mektubunda, “Ben bir Türk tarafından himaye edilen, dolayısıyla Türklere karşı hiçbir kötü niyet ve düşünce beslemesi mümkün olmayan bir ailede büyüdüm…Ben onların bilgilerini Türkler ve Ermeniler arasında yeni bir tarih anlayışı geliştirmek için kullandım” diyor. Mahkeme, Zarakolu’nun savunmasını hazırlaması için 31 Ocak 2008’e kadar süre tanıdı.

Haftalık Aktüel dergisinde 7 Şubat’ta yayımlanan bir yazısı nedeniyle yargılanan Radikal gazetesi yazarı Perihan Mağden, Muş’un Bulanık İçesi Kaymakamı Aytaç Akgül’e hakaret ettiği iddiasıyla mahkum oldu. 4 Aralık’ta İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “(Dangalak) Kadın Kadının Kurdudur, Tilkisidir, Hindisidir: Yer, Bitirir” başlıklı yazısında eski Yüksekova Kaymakamı Aytaç Akgül’ün kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla Mağden’i bir yıl iki ay hapisle cezalandırdı. Hapis cezası, sabıkasız nedeniyle erteledi.

Hukukçu Erdal Doğan, Hrant Dink cinayet davası başlarken öldürülen gazetecinin ailesine "Ne kadar çok Ermeni var!” diyerek sataşan İzmir Barosu avukatlarından Fuat Turgut ile ilgili sözlerinden yargılanıyor.Akşam gazetesinin 9 Nisan 2007 tarihli sayısı için verdiği beyanattan Doğan hakkında açılan 5 bin YTL’lik manevi tazminat davası Sarıyer 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde 4 Aralık’ta görüldü. Avukat Ercan Kanar, davanın Beyoğlu Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini ifade etti. Mahkemeyse, yetkisilikle ilgili kararını 5 Şubat 2008’de görülecek gelecek duruşmada verecek. Akşam gazetesinde yer alan "Büyük ağabeyler hukuku çok iyi kullanıyor" yazısında avukat Doğan'ın kullandığı "Dink'i hedef göstermek, tehdit etmek ve yargılamanın adil yürümesini engellemek suçundan yargılanması gerekirken, cinayet faillerinden birinin avukatlığına soyunması, hukuken sözün bittiği noktadır" sözleri tazminat davasına gerekçe edilmişti.

Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nde “halkı askerlikten soğutmak” iddiasıyla yargılanan Serpil Köksal, Murat Dünşen ve İbrahim Kızartıcı, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle 4 Aralık’ta beraat etti. 8 Nisan’da, Ankara Yüksel Caddesi’nde, “Vicdani Retçi Halil Savda ile Dayanışma Eylemi”nde, basın açıklamasını okuyan Serpil Köksal ve üzerinde “Asker Olma” yazan pankartını tuttukları iddia edilen Dünşen ve Kızartıcı hakkında TCK’nın 318/1-2 maddesinden dava açılmıştı. Davada beraat kararı çıkması Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi ve AİHM’ne başvuru yapılması önünde engel oluşturuyor. Köksal’ın avukatı Senem Doğanoğlu, “Bu suç tipinin TCK da yer almaması gerektiğini düşüyorum” di.

Haftalık Aydınlık dergisi muhabiri Ufuk Akkaya’nın, "Ali Dibo Paraları, AKP Genel Merkezi'ne Gitti" başlıklı haberde "iftirada bulunduğu” gerekçesiyle bir yıl hapse çarptırıldığı 30 Kasım’da öğrenildi. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, hapis cezasını erteleyerek Akkaya'nın bir yıllık denetim süresine tabi tutulmasını kararlaştırdı. AKP Genel Başkanlığı’nın ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın şikâyetiyle 24 Ocak’ta açılan davada, dergide 5 Kasım 2006'da yayımlanan haberde, Akkaya’nın Harun Özkan isimli kişi ile yaptığı söyleşide, Özkan'ın "kim tarafından tehdit edildiği" sorusuna muğlak yanıt verdiği halde yanıtın "Bizzat Hayati efendi tehdit etti" şeklinde yazıldığı kaydedildi. Akkaya, TCK'nın 267/1. maddesinde düzenlenen "iftira" suçundan ceza aldı.

Tunceli Başsavcılığı, 6 Mayıs 2007'de Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan'ı anma töreninde basın açıklaması yapıp afiş taşıdıkları gerekçesiyle Gökhan Türkan, Sancar Yamaç ve Zeki Sarıca hakkında "suç ve suçluyu övdükleri" (TCK, 215. madde) iddiasıyla dava açtı. Dava, Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nün ihbarda bulunmasıyla Tunceli Sulh Ceza Mahkemesi'nde 30 Kasım’da açıldı.Avukat Barış Yıldırım, “Adnan Menderes'i birçok kişi anabiliyor. Onlara dava açılmıyor. 1943'te köylüleri kurşuna dizdirdiği için mahkum olan General Mustafa Muğlalı'nın adı bir askeri kışlaya verilebiliyor. Buna da dava açan yok” dedi.

29 Kasım’da Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Ergün Tokgöz, DTP Diyarbakır milletvekili Aysel Tuğluk ve Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu'nun cezalandırılması talep etti. “Terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı Tokgöz, Anayasanın 83/2 ve 14. maddelerine dayanarak Tuğluk’un yasama dokunulmazlığının sınırlandırıldığını ve yargılamanın sürmesini istedi. TMY’nin 7/2. maddesi uyarınca ve 5 yıl hapis istemiyle yargılanan Tuğluk ve Aydoğdu, savunmalarını hazırlayacaklar. 3 Eylül 2006’da Tuğluk, “Hepinizin bildiği üzere 4 milyona yakın insan sayın Öcalan’ın demokratik çözümüne bir irade olabileceğini ifade etti. Bu irade beyanının hiç birinin hiçbir siyasal lafı görmezlikten gelemez…Demokratik çözüme, barışçıl bir çözümün başlamasına hizmet edeceğine inandığımız PKK’nin Kürt Sorunu’nun demokratik çözüm deklarasyonunu önemsiyoruz, değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz…” demişti.

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi, Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Abdullah Demirbaş'ı görevinden alınmasına yol açan “Çok Dilli Belediyecilikle ilgili kararın” iptalini isteyen Diyarbakır Valiliği’nin kararıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. İdare Mahkemesi, Sur Belediyesi Meclisi'nin “Çok dilli belediyecilik” kararının yürürlüğe girebilmesi için Valilik makamına sunulmadığı, sadece Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'na sunulması nedeniyle ortada dava konusu edilebilir kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem olmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verdi.

Tutuklanan Yakapınar Belediye Başkanı Osman Keser'e destek vermek amacıyla beldeye giden İHD şube başkanı Ethem Açıkalın ve DTP'li Diyarbakır Bağlar Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler, Viranşehir Belediye Başkanı Emrullah Cin, Kızıltepe Belediye Başkanı Cihan Sincar, Silopi Belediye Başkanı Muhsin Kunur, Küçükdikili Belediye Başkanı Leyla Güven hakkında, üç ayrı suçlamadan iki ayrı dava açıldı. Sanıklar hakkında toplam 8 yıla kadar hapis istemiyle açılan dava Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek. “bugün yakalamışlar kınıyoruz", "Bu nedenle bugün sizlerleyiz", "Bu tutuklama bir hukuksuzluktur", "Tüm kürtler bu durumdan hoşnutsuz. Gerçekten bu olayların durdurulmasını istiyorlar. Bu topraklarda yaşamak istiyoruz ve tüm arkadaşlarımızı destekliyoruz" şeklindeki sözler, “yargı görevini yapanı etkilemek” olarak görüldü.

Protestanlığı yaydıkları iddiasıyla Hakan Taştan ve Turan Topal'ı yargılamaya 29 Kasım’da devam eden Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Büyük Hukukçular Birliği’nden avukat Kemal Kerinçsiz ve ekibinin talebiyle yapılan hakim değişikliğinden sonra, tanıkları dinlemeye karar verdi. Mahkemeye hakim Neşet Eren'in başkanlık ettiği ve savcının sanıkların beraatini istediği dönemde tanıkların dinlenmesine gerek görülmemişti. Şimdiyse mahkeme, çoğunluğunu iki sanığın gözaltına alındığı operasyonu düzenleyen jandarma görevlilerinin oluşturduğu 12 kişinn dinleneceğini açıkladı. Bu kişilerden 5’inin Silivri’de yaşayan tanık oldukları iddia ediliyor. Mahkeme, "Türklüğü aşağıladıkları", "kin ve düşmanlığa tahrik ettikleri" ve "hukuka aykırı şekilde veri topladıkları" iddiasıyla yargılanan sanıklar Taştan ve Topal'ı yeniden dinledi. Tanıklarin dinlenmesi için adlarına tebligat yapılmasına karar veren mahkeme, yargılamaya 13 Mart 2008 tarihinde devam edecek.

Emekli hakim Zekeriya Dilsizoğlu’nun “Her 10 bin cinayet davasının dokuz bininde kadın parmağı var” sözünü eleştiren Gaziantep Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nurgün Balcıoğlu hakkında açtığı 100 bin YTL’lik manevi tazminat davasının görülmesine 29 Kasım’da devam edildi. Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi, Dilsizoğlu ve Balcıoğlu’nun maddi durumlarının araştırılması için yazılan müzekereye yanıt gelmediği için duruşmayı 14 Şubat 2008 tarihine erteledi. Aynı yazısı nedeniyle “hakaret” iddiasıyla Gaziantep 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan ceza davasıysa 7 Kasım’da zamanaşımından düştü. 15 Şubat 2007’de manşetten yayımlanan “Bu Hakim O Hakim mi?” başlıklı yazıda Balcığlu, Dilsizoğlu'nun ölen kardeşiyle ilgili gazetelere verdiği ilanda iki eşinden birinin bile adına yer vermediğini örnek göstererek emekli hakimin "kadın düşmanı" tavrını eleştirmişti. Dilsizoğlu, "Şahsına ağır hakaretlerde bulunulduğu" gerekçesiyle gazete sahibi Ayten Kale, Balcıoğlu ve gazetenin sorumlu müdürü Fethullah Kapkapcı hakkında tazminat davası açmıştı.

Vicdani retçi Erkan Bolot ile yapılan ve Birgün gazetesinin 30 Ekim 2005 tarihli Pazar Ekinde "Savaşların İnsan Kaynağını Kurutalım" başlığıyla yer verilen söyleşiden muhabir Gökhan Gencay ve sorumlu müdürü İbrahim Çeşmecioğlu hakkında “halkı askerlikten soğutmak” iddiasıyla açılan davanın dosyası özel yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. TCK'nin 318. maddesinden açılan davada Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Çeşmecioğlu hakkında Basın Kanunu uyarınca takipsizlik kararı vermiş, ancak daha sonra 3713 Sayılı TMY’de 5532 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik nedeniyle yetkisizlik tartışması yaşanmıştı. Aynı iddiayla yazı ile röportajlardan toplam 21 yıl hapsi istenen Ülkede Özgür Gündem gazetesi muhabiri Birgül Özbarış'ın davaları da Ağır Ceza'ya sürüyor. Özbarış hakkında, 24 Nisan 2006'da çıkan "Kardeşlerinize Silah Çekmeyin" ile 9 Nisan 2006'da çıkan "Vicdani Retçi Savda: Askere Gitmeyin" başlıklı haberlerden davalar açılmıştı. 27 Temmuz'da aynı mahkeme, haftalık Yeni Aktüel dergisinde Aralık 2005'te yayımlanan "Vicdani Ret Bir İnsan Hakkıdır" başlıklı yazısından aynı iddia ile yargılanan yazar Perihan Mağden hakkında beraat kararı vermişti.

28 Kasım’da İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Mesut Barzani'nin iki ciltlik "Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi" adlı kitap nedeniyle iki ayrı davadan yargılanan Doz Yayınları eski sahibi Ahmet Zeki Okçuoğlu ile Ali Rıza Vural’ın dosyalarının birleştirilmesini reddetti. Mahkeme, Okçuoğlu’nun adresinin tespit edilmesini için Cumhuriyet Savcılığı’na yazı yazılmasına ve yargılamaya 28 Mart 2008 tarihinde devam edilmesine karar verdi. Okçuoğlu, çevirmen Vahdettin İnce ve Can Matbaası sahibi Bedri Vatansever hakkında, yayın tarihi Şubat 2003 olduğu için “kin ve düşmanlığa tahrik” başlıklı eski TCK’nın 312/2 son maddesi ve yürürlükten kaldırılan “bölücülük propagandası”na dair TMY’nin 8/1-3 maddesinden dava açılmıştı. Okçuoğlu’nun sonuçta hangi temelde yargılanacağı henüz bilinmiyor. Kitabın Mayıs 2005’te yapılan ikincisi baskısından ise Vural hakkında, 5 Ekim 2005 tarihinde bu kez, TCK’nın 301/2 maddesinden bir daha daha açıldı. "Cumhuriyeti neşren tahkir ve tezyif ettiği” gerekçesiyle iki yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Vural, 28 Kasım’da Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde duruşmaya çıkması bekleniyordu. Ancak dosyası Okçuoğlu dosyasıyla birleştirilmesi talebiyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği için yargılama gerçekleşemedi. Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Nihat Erdem'in üç yıl hapis istemiyle yargılanmmasını istediği editör Vural’ın bir daha ne zaman yargılanacağına Asliye Ceza Mahkemesi karar verecek. Okçuoğlu, “Kürdistan”, “Hakkari , bir Kürt ilçesi”, “Türkiye Kürdistanı” gibi ifadelerden sanık olurken Vural’ın davası, "Kürtler peş peşe isyan çıkardılar, emperyalistlere haklarını gasp eden bölge devletlerine karşı ayaklandılar. Bütün ayaklanmalar şiddetle bastırıldı Türkiye'de Mustafa Kemal, Kürtleri çok sert bir biçimde ezdi” sözlerinden açıldı.

27 Kasım’da İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Yargıtayın usul bozma kararı vermesinden sonra, daha önceki yargılamada hapisten ertelemeli 900 YTL para cezası verdiği Türkiye'de ve Avrupa'da Yazın dergisi yazarı Emin Karaca'ya TCK’nın 301. maddesinden aynı cezayı verdi. Yargıtay kararından sonra 3 Ekim’de süren davada duruşma savcısı, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamlarıyla ilgili orduyu eleştirdiği için Karaca'nın mahkum edilmesini istemişti. Karaca, Doğan Özgüden ve Mehmet Emin Sert ile yargılandığı davada Eylül 2005'te hapisten ertelemeli 900 YTL para cezasına çarptırılmıştı. Beş yıllık davada Yargıtay, karar tutanağında zabıt katibinin imzası bulunmadığı için kararı usulden bozmuştu. İfadesi alınamadığı için Özgüden'in dosya ayrılırken Sert beraat etmişti.

Sesonline.net sitesi Yayın Yönetmeni Yalçın Ergündoğan 26 Nisan 2005'te Birgün gazetesinde yayınlanan "Müritleri Haydar Baş'a baş kaldırdı" haberi nedeniyle Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Haydar Baş'ın açtığı tazminat davasında mahkum oldu. 23 Beyoğlu 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin Yalçındoğan'ı bin 500 YTL tazminat ödemeye mahkum ettiği 23 Kasım’da öğrenildi. Kararı temyiz edeceğini söyleyen Ergündoğan mahkemeye verdiği savunmasında şöyle demişti: "Şimdi bir partinin genel başkanı olan Haydar Baş'ın uzun süre birlikte olduğu müritlerinin, tarikattan ayrılmalarını ve ayrılış gerekçelerini bir İnternet sitesinde (Haydar Baş'ın Gerçek Yüzü sitesi) yayınlamaları, haber değil midir?". 26 Aralık'ta süren ve Ergündoğan'ın üç yıl hapsi istendiği Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davaya, Baş hakkında çeşitli mercilerden istenen bilgiler henüz mahkemeye ulaşmadığı için 14 Mayıs 2008’e ertelendi. Aynı yazıdan İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nde açılan 15 bin YTL’2lik tazminat davası da 4 Haziran 2008'de sürecek.

"Korucular devletin bombasıyla balık avlıyor" başlıklı ve 4 Ocak 2005 tarihli bir haber nedeniyle DİHA muhabiri Rojda Kızgın, İHD eski Bingöl Şube Başkanı Rıdvan Kızgın ile iddia sahibi Doğan Adıbelli'ye, yedi kişinin şikayetiyle açılan dava dosyası Bingöl Asliye Ceza Mahkemesi’ne taşındı. 22 Kasım’da Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi, daha önce Karlıova Sulh Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararıyla gönderdiği dosyayı şimdi yine görevlizlik kararıyla Bingöl Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi, TCK’nın 301/2. maddesi uyarınca üç sanığı "Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin askeri ve emniyet teşkilatını alenen aşağılamak" iddiasıyla altı aydan iki yıla kadar hapis istemiyle yargılıyordu.Avukat Servet Özen, korucularla ilgili iddialardan 301. maddeden dava açılmasını eleştirdi.

Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Ergun Çelik'in şikayetiyle Siirt'te Mücadele gazetesi sahibi Cumhur Kılıççıoğlu hakkında açılan davada Siirt Asliye Hukuk Mahkemesi, Siirt Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği ve Yargıtay Ceza Dairesi’ne taşınan dosyadan çıkacak kararı bekliyor. 12 Şubat'ta Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 3 bin YTL tazminat cezasına çarptırılan Kılıççıoğlu ile ilgili kararı bozmasından sonra ard arda ertelenen yargılama 28 Ocak 2008’de sürecek. Yargıtay Hukuk Dairesi, bozmaya, ceza yargılamasının sonucunu beklemeden karar verilmesi ve hangi habere ne kadar tazminat biçildiğini belirtilmemesini gerekçe olarak göstermişti. 52 yıllık gazeteci Kılıççıoğlu, Üniversite sorunlarını ele alan haber ve yazılarda Çelik'e hakaret ettiği gerekçesiyle 22 Kasım 2005'te hapisten ertelemeli bin 519 YTL para cezası; tazminat davası da 6 Aralık 2005'te 3 bin YTL mahkumiyetle sonuçlanmıştı. Gazeteci, her iki kararı da temyiz etmişti.

Beytüşşebap Savcılığı, DHA muhabiri Emin Bal hakkında, haberini yaptığı cenazede PKK lehine atılan sloganları 'emniyete bildirmediği' gerekçesiyle dava açtı. Gazeteci, Beytüşşebap Sulh Ceza Mahkemesi’nde 17 Ocak 2008 tarihinde yargılanmaya başlayacak. "İşlenmekte olan bir suçu adli veya idari mercilere bildirmeyen kişinin, bir yıla kadar hapis ile cezalandırılması”nı öngören 278. maddeden yargılancak olan Bal, "Hakime, gazetecilik görevimin gereğini yerine getirdiğimi söyledim. Yanlış bir şey yapmadığımı ifade ettim" dedi. Gazetecinin tanıklıklığa ve ihbarcılığa zorlanamayacağını vurgulayan TGC, “TCK ile ilgili eleştiri ve önerilerimizi 'uygulamayı görelim' diye geciktirmeye çalışan yetkililer, sanırız gördüklerini değerlendirmeyi düşüneceklerdir” dedi. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, “Söz konusu yasa çıkarken yaptığımız eleştirileri dikkate almayanların bu tür olaylar karşısında utanacaklarını umut ediyorum” dedi.

Viranşehir Asliye Ceza Mahkemesi, “Türkiye ve Kürdistan devlet kaynaklı cinsel şiddete fail sayısı olarak bakacak olursak askerler çoğunluktadır; çok olmasının nedeni de Kürdistan da yaşanan savaştır” dediği için insan hakları savunucusu ve hukukçu Eren Keskin’in, “kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla mahkum etti. Eski TCK’nın 312/2 maddesi uyarınca 16 Ekim’de alınan karar Keskin’e 20 Kasım’da tebliğ edildi. Mahkeme “cezanın sanık üzerinde olası etkileri”ni dikkate alarak cezayı 10 ay hapse indirdi ve 647 Sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca da cezayı 3 bin 300 YTL’ye çevirdi. Konuşmada geçen “Kürdistan” sözü cezaya dayanak oluştururken Bulanık Cumhuriyet Başsavcılığı, bu yıl 19 Temmuz'da, aynı ifadenin, “kabul edilebilir olmasa da düşünce açıklamaktan ibaret olduğuna" karar vermiş ve Keskin hakkında dava açılmasına gerek görmemişti.

54'ü DTP’li, 56 belediye başkanı hakkında Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'e Roj TV'nin kapatılmaması için mektup gönderdikleri gerekçesiyle açılan dava 29 Ocak 2008 tarihine kaldı. 20 Kasım’da Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, müdahil avukatlarının talebi üzerine, Roj TV’nin kapatılmamasına ilişkin Danimarka Medya Sekreterliği'nin verdiği karara ilişkin belgenin orijinal olarak Flamenkçe dilinden Türkçe’ye yapılacak resmi tercümesini dikkate almaya karar verdi. Danimarka Büyükelçiliği’ne uluslar arası ilişkiler üzerinden yazı yazılacak. Belediye başkanlarının "Terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek" ile suçlandığı davada esas hakkındaki mütalaasını sunan duruşma savcısı, 53 belediye başkanına 7,5 yıl ile 15 yıl arasında değişen hapis cezaları; üçü için de beraat istemişti. Sanıklar, TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddeleri uyarınca yargılanıyorlar.

30 yıl önce öldürülen ODTÜ Öğrenci Temsilcileri Konseyi yöneticisi Ertuğrul Karakaya'yı geçen yıl Salihli'deki mezarı başında anan annesi Ayşe Karakaya ve 19 kişi 16 Kasım’da beraat etti. Salihli 1. Sulh Ceza Mahkemesi, 73 yaşındaki Ayşe Karakaya ve anma törenine katılan 19 kişi hakkında TCK’nın 215. maddesiyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla ilgili, “suç unsuru yok” dedi. Mahkeme Başkanı Nuray Şavrak da, CMK’nın 223/2 c maddesi uyarınca Ayşe Karakaya, Erol Karakaya, Fikret Erginbaş, Okan Esen, Hasan Gezer, Turgut Güler, Nazif Cengiz Kutlu, Süreyya Özdemir, Yasemin Erden, Edhem Sarıhan, Nurşen Karakaya, İsmail Fethi Eken, Metin Kocabıyık, Mehmet Çiğerci’nin beraatine karar verdi. Mahkeme, gerekçeli kararında, “Bir kişinin, bir grubun ya da bazı bilgi ve belgelerin başlı başına bir kişiyi suçlu ya da bir eylemi suç olarak belirlemesi, demokratik ve hukuk devletinde kabul edilemez” dedi. Ancak Cumhuriyet Savcısı, beraat kararını temyiz etti. Dosya Yargıtay’a taşınmış oldu.

Şarköy Asliye Ceza Mahkemesi, AKP’li Belediye Başkanı Can Gürsoy ve iki Belediye Meclis üyesine hakaret ettiği gerekçesiyle Şarköy'ün Sesi gazetesi yazarı Yakup Önal hakkında açılan ceza davasıyla ilgili dosyayı bilirkişiye gönderdi. Dosya, bilirkişiye İstanbul Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi kanalıyla gidecek. Savcı Hüseyin Koçaslan’ın 10 yıl hapis cezası istediği gazeteciye ait "Büyüklere Masallar-Pinokyo ve Dokuz Cüceler" başlıklı yazıların suç teşkil edip etmeyeceğine bilirkişi karar verecek. Yargılamaya da 20 Şubat 2008’de devam edilecek. 20 Temmuz 2005'te "Başkan Pinokyo ve Dokuz Cüceler" yazı dizisine başlayan gazeteci, bunlardan birinde, "Bir varmış bir yokmuş...Ülkenin birinde, deniz kenarında bulunan Şarki adlı kasabasında Pinokyo adlı bir başkan varmış. Pinokyo'nun her kararına emme basma tulumba gibi onay veren dokuz cücesi varmış" demişti. Gürsoy’un açtığı tazminat davasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kararı 26 Kasım’da usülen bozdu.

Emniyette fuhuş, dayak ve hakaret iddialarını gündeme getirdiği için bir hafta hapiste kalan Afyonkarahisar Emirdağ gazetesi sorumlu müdürü Mustafa Koyuncu Emirdağ Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 44 polisin şikayetçi olması üzerine hem altı yıl hapis hem de 440 bin YTL tazminat istemiyle yargılanıyor. İddiaları gazetesinin 12 Mart 2007 tarihli sayısında "AB'ye Böyle mi Girmeliydik? Görevlerini Kötüye Kullanıyorlar" başlığıyla haberleştiren Koyuncu, "yayın yoluyla hakaret" ve "iftira" iddiasıyla 13 Mart'ta tutuklanmış, tekzip yayımlaması şartıyla bir hafta sonra tahliye edilmişti. Emirdağ Asliye Hukuk ve Asliye Ceza Mahkemeleri'nde 15 Kasım’da yargılanan gazeteci, bir daha 30 Ocak 2008’de hakim karşısına çıkacak.

Demokrat İskenderun gazetesi sahibi Ersen Korkmaz, beş yıldır 301. maddenin eski hali olan 159. maddeden yargılandığı davada 14 Kasım’da bir kez daha yargılayan İskenderun 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) Eylül 2002'deki bir panelini izledikten sonra "Kürtlerin Önderi Alındı Faşistlere Teslim Edildi" başlığıyla haberleştirdiği için Korkmaz ve TKP yetkilisi Necmettin Salaz, "Askeri ve emniyet kuvvetlerini tahkir ve tezyif" iddiasıyla ve üç yıl hapis tehdidiyle yaşıyor. Yargılama, bir kez daha panelle ilgili yerel Güneş TV'den gönderilen CD’ye ait bant çözümlerinin beklenmesi için 14 Mart 2008 tarihine bırakıldı.

13 Kasım’da İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Kandil Dağı'nda Kongra-Gel militanlarıyla röportaj yaptığı için “örgüt açıklamalarını yayımlamak” iddiasıyla cezalandırdığı Hürriyet gazetesi muhabiri Sebati Karakurt'ın cezasını artırdı. Mahkeme savcısı Savaş Kırbaş’ın, 455 YTL ön ödemeli para cezası verilen gazetecinin “suçu”nun “Terör örgütü propagandası yapmak” olduğunun aradan geçen iki ayda fark etmesi üzerine Karakurt’un cezası 20 bin YTL’ye çıktı. Gazetecileri avukat Nurcan Çalışkan temsil etti. Savcı Kırbaş’ın esas hakkında mütalaasını sunması için süre tanıyan mahkeme, yargılamaya 26 Şubat 2008 tarihinde devam edecek. 10 Ekim 2004'te çıkan "Kandil'de kadın bilinci Kürtçülüğü aştı" röportajından Karakurt ve sorumlu müdür Hasan Kılıç, 9 Ağustos’ta görülen duruşmada, "Terör örgütü açıklamalarını yayımlamak"tan suçlu bulunmuş; diğer sorumlu müdür Necdet Tatlıcan da 20 bin YTL ön ödemeli para cezasına çarptırmıştı.

İstanbul Basın Savcısı Nurten Altınok, Sabah gazetesinde 12 Haziran 2007'de yayımlanan "Bunlar imkansız mı" başlıklı yazısından gazeteci-yazar Umur Talu hakkında Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı şikayette takipsizlik kararı verdi. 12 Kasım’da öğrenilen kararda, “Gazeteci mesleği ve insanlık gereği, Silahlı Kuvvetler'de bir sınıfın içinde bulunduğu durumu dile getirip bunların iyileştirilmesini istediğini belirtmiştir” denildi. Askerlerden aldığı mektup ve mesajlardaki talepleri dillendiren Talu, "Cenazelerine üst rütbelilerin de gittiği astsubayların, özellikle de tamamen dışlanan uzman çavuşların, sağ iken de üst rütbelilerce insan yerine konması ve aileleriyle en iyi koşullarda(ki) orduevlerine kabulü..."nü istemişti. Talu, "Astlık- üstlük münasebetlerini zedelediği, amir veya komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif edici fiil ve harekette bulunmak” ile suçlanıyordu. Talu'nun, Askeri Ceza Kanunu'nun (ACK) 95/4 maddesi uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapsi isteniyordu.

Diyarbakır'a bağlı Sur Belediyesi'ndeki hizmetleri Türkçe dışında Kürtçe, Ermenice ve Süryanice verdiği için Danıştay 8. Dairesi kararıyla başkanlığı düşürülen Abdullah Demirbaş hakkında "görevi kötüye kullandığı" ve "devrim kanununa aykırı hareket ettiği" gerekçesiyle açılan dava başladı. İddianamede, çok dilli hizmet verme kararını alan belediye meclis üyelerinin de aralarında yer aldığı 19 kişi ve bu kararı onaylayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başkanı Osman Baydemir'in de TCK'nın 257. maddesi uyarınca "görevi kötüye kullanarak kamuyu zarara uğratmak" ve 222. maddesi gereğince de "Şapka ve Türk harflerine aykırı hareket etmek" iddiasıyla 1 yıl iki aydan 3 yıl 6 aya kadar hapisleri isteniyor. Diyarbakır Baro Başkanı avukat Sezgin Tanrıkulu, hukukun özellikle de Diyarbakır'da oldukça zorlandığını ifade ederek, "TCK'nin 257. maddesinde kamu zararı aranıyor. Kim ne şekilde zarar görmüş belli değil. Suçun maddi unsurlarının hangisi gerçekleşmiş, anlayamadım" diye kaydetti. Davaya 29 Şubat 2008'de devam edilecek.

Adıyaman Gerger Fırat gazetesi sahibi Hacı Boğatekin, kaleme aldığı "Türkiye Yanlış Yaptı" başlıklı imzasız yazı nedeniyle 6 Kasım'da bir kez daha mahkemeye çıktı. Gerger Asliye Ceza Mahkemesi, duruşma savcısı Sedat Turan’ın görüşüne uyarak, dile getirdiği iddiaların Başbakanlıktan sorulmasını talep eden gazetecinin isteğini reddetti; gazeteciden delil getirmesini istedi. 10 Mart 2007'de yayımlanan yazıda "Devlet yanlış yaptı. Nerde ve Ne zaman? Dün, Doğu ve Güneydoğu'da. Sonra da İstanbul'da. Maraş'ta, Sivas'ta. Bugünse, Trabzon'da, İstanbul'da, Mersin'de ve Güneydoğuda..." diyen gazeteci, "devleti alenen aşağılamak" iddiasıyla ve iki yıl hapis tehdidiyle karşı karşıya. Yargılamaya 16 Ocak 2008'de devam edilecek. Gazeteci, “Tamamen kalkmasa dahi 301. maddenin Türkiye’nin dahil olmak istediği birliğin hukuk kurallarına çekilmesi gerekiyor" dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, “Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu”nda “kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike olduğuna ilişkin somut olgu bulunmadığı"nı belirterek, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Dr. Baskın Oran hakkındaki beraat kararının bozulmasına itiraz etti. 5 Kasım'da öğrenildiğine göre Başsavcı, Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 12 Temmuz 2007 tarihli kararıyla iki akademisyenin “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan verilen beraat kararının bozulması yönünde alınan karara itiraz etti. 312/2 maddesinde tanımlanan suçun TCK’nın 1 Haziran 2005'te değiştirilmesinden sonra “soyut tehlike” suçu olmaktan çıkarılıp “somut tehlike” suçu haline getirildiğine yer verilen gerekçede, “suçun oluşması için kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir” denildi; beraat kararının onanması istendi. İtirazı Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

Mardin Kızıltepe´de polislerce öldürülen Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oğlu Uğur Kaymaz´la ilgili davada Kaymaz ailesinin avukatlığı üstlenen Tahir Elçi’yi “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" iddiasıyla yargılayacak tarafsız bir mahkeme kurulamadı. Cinayet davasını gören Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi heyetiyle aynı olduğu için daha önce mahkeme heyetini reddeden Elçi, Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla oluşturulan yeni heyetin başkanlığına yine cinayet davasını ele alan mahkemenin başkanı Nuran Berk yer alınca ikinci kez itiraz etti. 30 Ekim’de Elçi’nin avukatlarının itirazı üzerine Hakim Nuran Berk de davadan çekildi. Dosya bir kez daha, mahkemeye yeni bir başkan seçmesi için Kütahya Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Bu mahkeme ikinci kez heyet oluşturulacak. “Biz tarafsız bir yargılama istiyoruz. Adaletin burada gerçekleşmesini istiyoruz” dediği için yargılanan Elçi, bir daha 31 Ocak 2008’te hakim karşısına çıkacak.

Yeni Asya gazetesi sorumlu yazı işleri müdürü Faruk Çakır, "Danıştay davası genişleyecek" ve "Danıştay Soruşturması Genişletiliyor" başlıklı haberlerde "Soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği" gerekçesiyle yargılanacak. Bağcılar Cumhuriyet Savcısı Ali Çakır, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Danıştay 2. Dairesi üyelerine yönelik saldırıyla Ümraniye'de bir gecekonduda cephane bulunmasıyla ilgili olayla bağlantıların araştırılacağını duyuran haber nedeniyle dava açtı. 25 Temmuz'da açılan davada, haberi yazan muhabirlerin adını açıklamadığı için Çakır'ın kendisinin, TCK'nın 285/1-3 maddesinden 4,5 yıla kadar hapsi isteniyor. 23 Haziran 2007'de yayımlanan iki yazıda, "Danıştay davasıyla ilgili olarak, bu olaydan dolayı şüpheli ve tutuklu bulunan ve haklarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma evrakındaki bazı ifade örneklerine yer verilerek" soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği savunuluyor.

24 Ekim'de Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi, haftalık Nokta dergisine, güvenlik uzmanı Lale Sarıibrahimoğlu'yla yapılan "Asker iç güvenlikten elini çekmeli" başlıklı röportaj nedeniyle "devletin askeri kuvvetlerini alenen aşağılamak" suçlamasıyla açılan davayı ele almaya başladı. 8 Şubat'ta çıkan röportajı gerçekleştiren muhabir Ahmet Şık ve sözleri nedeniyle suçlanan Sarıibrahimoğlu TCK'nın 301. maddesi uyarınca 2'şer yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyorlar. Mahkeme, şehir dışında görevli olduğu için Şık'a davetiye çıkarılmasına ve Sarıibrahimoğlu'nun avukatı Ümit Kardaş'ın görevsizlik kararı verilmesi yönünde ilettiği talebin reddine karar verdi. Şık'ı hukukçu Fikret İlkiz'in temsil ettiği duruşmada savunmasını yapan Sarıibrahimoğlu, röportajda bazı bölümleri iki gazetecinin sohbeti babında söylediğini, böyle olsa bile röportajın devlet kurumlarının daha iyi bir şekilde işlemesi için eleştiri olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Dava 3 Nisan 2008'e kaldı. Gazeteciler, "Polis-Jandarma Çekişmesi Neyi Gösteriyor?" başlıklı röportaj ve devamındaki "Asker iç güvenlikten elini çekmeli" haberi nedeniyle Jandarma Genel Komutanlığı'nın şikayetiyle yargılanmaya başlamıştı.

18 Ekim'de İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, bir yazıda 1972 yılında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını engellemek için gerçekleştirilen Kızıldere eylemini "destansı bir tarih" olarak nitelendirdiği için Tek Yol Devrim Hareket dergisi yazı işleri müdürü Kemal Bozkurt'u mahkum etti. Derginin Mart 2004 tarihli sayısında yer alan "Bir Gün Mutlaka" başlıklı yazıda "suç sayılan fiili övdüğü" gerekçesiyle mahkeme, savcının mütalaası doğrultusunda Bozkurt'u TCK'nın 215. maddesinden bir ay hapisle cezalandırdı; 218. madde uyarınca cezayı bir buçuk ay hapse çıkardıktan sonra da 900 YTL paraya çevirdi. Bozkurt'un avukatı Erdal Doğan, AİHM'in Observer-Guardian/ Birleşik Krallık ve Handyside/ Birleşik Krallık Danimarka kararlarını örnek gösterdiyse de mahkemeyi ikna edemedi. Yazıda, "Deniz, Hüseyin ve Yusuf'un idam edilmesini engellemek için giriştikleri bir eylemle katledildiler. 1972 yılının Kızıldere'si devrimcilerin bilincine kazınmış destansı bir tarihtir (...) Üzerlerine yağan kurşunlara göğüs gerdiler, inançlarının asla yok edilemeyeceğini, teslim alınmayacağını egemenlere destansı bir direnişle gösterdiler. Birlikte mücadele etmenin de tarihi Kızıldere'de yazılmıştır" deniyordu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “İş Bilenin, Kılıç Kuşananın” başlıklı yazıda “devletin askeri kuvvetlerini tahkir ve tezyif ettiği” iddiasıyla yargılanan sansursuz.com sitesi yazarı Rahmi Yıldırım hakkındaki beraat kararın onanmasını istediği 14 Ekim’de öğrenildi. Yargıtay Başsavcılığı, Genelkurmay Başkanlığı'nın şikayetiyle TCK’nın 301. maddesinden Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Yıldırım’ın kullandığı “Paşalar sermaye düzeninin koruyucusu, neferi, aktörü, figüranları” ifadelerinin sert, sarsıcı ve incitici olduğunu, ancak, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.Yargıtay'ın berat kararını bozması durumunda Yıldırım yeniden yargılanacak.

11 Ekim'de Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “Türklüğü aşağıladıkları” gerekçesiyle yargıladığı Agos gazetesi Yazı İşleri Müdürü Arat Dink ve İmtiyaz Sahibi Serkis Seropyan'ı TCK’nın 301/1 maddesi uyarınca birer yıl hapis cezasına çarptırdı. Dink ve Seropyan'ın cezası sabıkaları olmadığı göz önüne alınarak ertelendi. Gazetecilerin avukatı Fethiye Çetin verilen cezayı haksız bulduklarını ve temyiz edeceklerini açıkladı. Dava, Hrant Dink'in Reuters Haber Ajansı'na verdiği bir demecin sağcı-milliyetçi avukatların kurduğu Büyük Hukukçular Birliği'nden Recep Akkuş'un Şişli Savcılığı'na şikayeti üzerine açılmıştı. Hrant Dink Reuters'e verdiği demeçte 1915 olaylarını "soykırım" olarak nitelemiş ve "Dört bin yıldır bu topraklarda yaşayan halkın bu olanlarla birlikte artık ortadan yok olduğunu görüyoruz" demişti. Dink'in bu sözleri dolayısıyla açılan soruşturma haberi ve Reuters'e verdiği demeç 21 Temmuz 2006'da "301'e Karşı Bir Oy" başlığıyla Agos'ta duyuruldu. Şişli Cumhuriyet Savcılığı Hrant Dink, Arat Dink ve Seropyan hakkında dava açmış, ancak Hrant Dink'in 19 Ocak 2007'de öldürülmesi üzerine hakkındaki dava düşmüştü. Mahkeme, daha sonra yayımladığı 20 sayfalık gerekçeli kararında, "Türklere yapılan isnadın tarihsel bir gerçek olarak kabul edilmesi halinde sanıkların eylemi hukuka uygun sayılacağından bu konuyla ilgili tarihi belgelere başvurma zorunluluğu duyulmuştur" diyerek tarih kitaplarına referans yaparak kendi tezini oluşturdu.

5 Ekim'de Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi, geçen yıl Şırnak ve Silopi’deki çatışmalar sonrası yaptığı konuşmadan Emek Partisi (EMEP) İl Başkanı Hüseyin Tunç’ı “suçu ve suçluyu övdüğü” gerekçesiyle hapisten para cezasına mahkum etti. Avukat Barış Yıldırım, Tunç’un 5 Ekim’de mahkum olduğu bin 500 YTL’lik para cezasına temyiz yolu kapalı olduğu için ve “siyasi vasfa sahip kişi olarak Tunç’un daha geniş olması gereken ifade özgürlüğü hakkının kısıtlandığı" gerekçesiyle 17 Ekim'de AİHM'e başvurdu. TCK'nın 215/1 maddesinden cezalandırılan Tunç, Tunceli’de 2 Eylül 2006 tarihinde yaptığı konuşmada “Şırnak ve Silopi&rsq