22 Kasım Cumartesi, Son güncelleme 00.01

Nasıl Bir Üniversite?

Bugünkü üniversite yasası değişmelidir, çünkü YÖK, rektörlere tek adam yetkisi veriyor. Rektörlerin seçimle gelmesi sakıncalı. Akademik yükseltmelerde bilimsel kriterler esas alınmalı; çalışan ve çalışmayan akademisyen, aynı kefeye konmamalı...

Kocaeli gazetesi - Kocaeli

3 Ekim 2003, Cuma

“Nasıl bir üniversite?” sorusu, yerel bir gazetede “ulusal gündem” köşesinin konusu olabilir mi?

Ulusal gündemin yereli ilgilendiren içeriği varsa, tabii ki, yerel basında yer bulmalıdır. Zaman zaman buluyor da…

Hele konu Yüksek Öğretim Kuruluysa (YÖK) ve Kocaeli, her ilçesinde kolu olan büyük bir üniversite ile “teknoloji enstitüsü” gibi iki yüksek öğretim kurumunu barındırıyorsa, yerel basının bu tartışmaya katılması kaçınılmazdır.

Ben, YÖK ve üniversiteler konusunda “taraf” bir akademisyenim. Taraflığımın iki öğesi var:

Öğretim üyeliğine adım attığım günlerden bu yana, üniversite kurumu ile ilgili aksaklıklar konusunda görüş ve düşüncelerimi kamuoyuna aktardığım onlarca yazı yazdım. Bu konuyu, üniversite kavramına duyarlı bir akademisyen duyarlılığıyla irdeliyorum. Bu aynı zamanda, benim aydın olarak görevim. Dolayısıyla, taraflılığım yeni değil.

İkincisi, Kocaeli Üniversitesi’nde yaşadığım haksız, adaletsiz, yanlı uygulama; yasa elverdiği halde üniversiteye dönüşümün engellenmesi.

Bu nedenlerle, YÖK konusunda görüşlerimi bildirme hak ve birikimini kendimde görüyorum.

Bugünkü üniversite yasası değişmelidir, çünkü;

* YÖK, rektörlere “dükalık” derecesinde tek adam yetkisi vermektedir. Bu yasayı “iyi/kötü” şeklinde uygulamak tek kişinin inisiyatifine bırakılmıştır. Bu durum üniversite anlayışı için tehlikelidir, örnekleri çoktur.

* Rektörlerin seçimle gelmesi sakıncalıdır. Yetkileri bu denli geniş olan bir erk makamını seçimle belirlemek üniversiteyi bölmek, birbirine düşürmek demektir. Amirini seçimle belirleyen başka bir kurum yoktur. Yerel yönetimleri, parlamentoyu, meslek odaları yönetimini seçimle belirleriz. Bunların hiçbiri, “ita amirimiz” değildir.

* Akademik yükseltmelerde bilimsel kriterler esas alınmalıdır. Yardımcı doçentlik atamasında, doçentlik sınavında, profesörlük atamalarında yönetime, adaya göre değişmeyen somut bilimsel kriterler konmalıdır. Hiç yayını olmayıp yönetime yakın kişiyi profesörlüğe atayıp; uluslar arası kriterlere fazlasıyla sahip ancak yönetime mesafeli bir kişiye yıllarca profesörlük kadrosunun verilmemesi gibi bir “çifte standart” ortadan kalkmalıdır.

* Öğrenci eğitimini evrensel anlayış ve çağdaş gereçlerle gerçekleştiren akademisyenler ile dersini kaytaran, teksirden not okuyan, pratik uygulamaları baştan savma yapan öğretim üyesi, aynı kefeye konmamalıdır.

* Yardımcı doçentlik için ulusal bazda tek merkezli bir sınavla ön ayıklamaya gidilmelidir. Dolayısıyla büyük kentlerin üniversitelerince ya da aynı üniversite yönetimin adamı şeklinde “kast sistemi” kurulmamış olur.

Peki nasıl bir üniversite istiyorum?

İnsanların kırılmadığı, öğretim üyelerinin bölünmediği, yanlı soruşturmalarla bunaltılmadığı, kamplara ayrılmadığı, bir sonraki seçimin hesaplarının yapılmadığı, öğretim üyelerinin özlük haklarının kısıtlanmadığı, rektörden rektöre değişen anlayışın hüküm sürmediği, bilimsel kriterlerle hareket eden herkese eşit davranıldığı, öğrenciye evrensel üniversite eğitiminin sağlandığı, erk yetkilerinin adil, eşit kullanıldığı, kişisel egolarından arınmış bilimi, üretimi, verimi hedefleyen beyinlerin yönettiği, kentle, sanayiyle bütünleşen bir üniversite istiyorum. (BB)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.