
Last Modified 08-01-2009 18.44
News Tags
Related Bianet News
News
Ordunun Kuzey Irak’a operasyonda “embedded gazeteci” istihdam etmemesine içerleyen birine rastladık mı? Gazetecilerimiz kendilerini zaferi anlatacak büyülü kelimeleri seçmeye adayıp cephe gerisinde mi “katıştırıldılar”?
BİA Haber Merkezi - Boston
29-02-2008
"Tek kişinin ölümü trajedidir. Çok kişinin ölümü ise istatistiktir" der Stalin. Sınır ötesinde ölen insanların yaşamları çoktan trajedi olmaktan çıkmış olacak ki rakamlar, istatistikler sıcağı sıcağına "servis ediliyor" jingoist medyamız tarafından. Ama tek işlevi istatistik servis etmek değil belli ki, katıştırılmış medyamızın.
Zaferin dilini en iyi onlar bilir. Gramerini, noktalama işaretlerini onlardan öğreniriz. Ne zaman sevinip ne zaman kahrolacağımızı bize onlar söyler. Öyle ya "medyadır" o, gerçekle aramızdaki yegane bağ (engel). Birbirini asla görmeyecek, asla birbiriyle konuşmayacak büyük insan yığınlarının arasındaki sahte "rabıtadır" medya.
"Embedded journalism" (katıştırılmış gazetecilik) kavramı, 2003 yılında dolaşıma girdi. İngilizce "embedded" sözcüğünün Türkçe’deki karşılığı şöyle: "iyice yerleştirilmiş, gömülmüş, katıştırılmış".
ABD Irak’ı işgal etmeye başladığında, artık endüstriyel bir ürün gibi tasarlanarak tüketime servis edilen haberlerin, kontrollü ve görece daha güvenli bir ortamda "üretilebilmesi" için, askeri birliklerin arasına "katıştırılmış" gazeteciler ortaya çıktı.
Böylece bir yandan ekmek peşindeki gazetecilerin savaş haberlerini kontrollü ve denetimli bir şekilde üretebilmeleri sağlanacak, bir yandan da ABD daha savaş başlamadan ilan ettiği zaferini kesin kanıtlarla an be an belgelendirmiş olacaktı.
ABD kısa sürede askeri hedeflerine ulaştı. Saddam Hüseyin'i devirdi. Çoktan ilan ettiği zaferini kutlamaya başladı. Gel gör ki zaferini anlatan tek bir kare resim bile yok elinde. Hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü her bir kare olsa olsa ölen insanların, yıkılan duvarların resimleriyle dolu. Çünkü zafer, insanın kendisine söylediği büyülü, coşkulu kelimelerden ibarettir. "Zafer" büyük bir yanılgıdır. Bu nedenle zaferin resmi olamaz.
Ancak ve ancak trajedi görsel temsille ifade edilebilir. Çünkü savaş, aslında savaşan herkesin trajedisidir. Kazanan ya da kaybeden herkesin… Savaş, insanın trajedisidir. Trajedi, o anda olandır. Tekildir. Zafer ise uluslarındır, milletlerindir, cemiyetlerindir. "Zafer" bir enstantane değil, bir fikir, bir ruh halidir. Bu nedenle bir kişinin zaferi olmaz. Gelmiş, geçmiş, burada olan, olmayan, asla bir araya gelmeyecek, birbirini görmeyecek insanların zaferidir.
Türkiye ordusunun Kuzey Irak’a karadan operasyonunda "embedded gazeteci" istihdam etmemesine içerleyen tek bir gazeteciye bile rastladık mı? Acaba zaferin fotoğrafı olmayacağını çoktan kavradılar da gazetecilerimiz, trajediyi anlatmayı da her biri başka bir toprağa verilen insanların görüntülerine mi bıraktılar? Yoksa kendilerini zaferi anlatacak büyülü kelimeleri seçmeye adayıp, cephe gerisinde mi "katıştırıldılar"? (CT/TK)
|
Home Page |
Documents | About Us |
Links
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English
This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX. |