Last Modified 08-01-2009 17.58

Unutmamalı: Irak Tasarlanmış Bir Cehennemdir

Irak Dünya Mahkemesi, bir unutmama eylemi. Mahkemeden Berktay, Dr. Madra, Küresel BAKtan Önen ve gazeteci Artan, Irakla ilgili unutulmaması gerekenleri anlattı: Yalana dayalı bir işgal, hapishaneye çevrilip yağmalanan ülke ve dünyanın barış umutları.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

23-06-2005

Nihai oturumu İstanbul'da gerçekleştirilecek olan Irak Dünya Mahkemesi'nin belki de en önemli özelliği, olanları kayıt altına alması; her bilginin bağlamından kolayca koparılıvermesine karşı bir "belleği koruma" eylemi olması.

Mahkemenin bu özelliğini John Berger'ın sözlerinde bulmak mümkün.

"Suçları unutmamalı, kayıtlarını muhafaza etmeliyiz. Suçluların ilk işi bunları yok etmektir zaten. Çünkü bu efendiler yalnızca masumları katletmezler, hafızayı da maktul ederler."

ABD'nin Irak'ı işgalini hazırlık aşamalarından bu yana izleyen, analiz eden savaş karşıtları, bianet'e Irak'la ilgili nelerin unutulmaması gerektiğini anlattı.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu'ndan ( Küresel BAK ) Yıldız Önen, Irak'ta yaşananların yanı sıra, milyonlarca insanın savaşı önlemek için sokağa çıkışını, Açık Radyo'dan uluslararası hukuk uzmanı Dr. Ömer Madra, Irak'ın nasıl tasarlanmış bir cehennem oluşunu, Irak Dünya Mahkemesi'nin organizasyon komitesinden Ayşe Berktay, her şeye rağmen Irak'ta umudun varoluşunu, yaşamın direnerek sürüşünü, gazeteci Şahin Artan da, işgalin nasıl bir yalan üzerine kurulu olduğunu anımsatıyor.

Artan: Irak'a dayatılan çerçeve askeri işgalin kendisinden daha önemli

bianet yazarlarından gazeteci Şahin Artan, Irak'la ilgili unutulmaması gerekenleri şöyle sıralıyor:

"Eğer hükümetler ve Birleşmiş Milletler hesap sormayı beceremiyor ve istemiyorsa, yasadışı bir savaşa ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırı davranışlara dur demek sivil toplum adına hareket eden yurttaşların görevidir. Nihayetinde, BM Şartı'nda geçen şu meşhur sözleri hatırlatmak isterim: Biz bu dünyanın halkları... bizden sonraki nesilleri savaşın felaketlerinden korumaya kararlıyız."

Richard Falk

Irak Dünya Mahkemesi Bildirisi

"Yalanla işgal: İşgal bir yalan üzerine kurulu. İşgalin kitle imha silahları nedeniyle başladığı, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde dönemin ABD Dışişleri Bakanı Powell'ın sunumunda varolduğu iddia edilen silahların yerlerinin tek tek gösterilmesi, bütün dünyanın bunu izlemesi asla unutulmamalı. Bu yalanın kendisi unutulmamalı.

ABD ve İsrail: ABD, tarihin hiçbir aşamasında olmadığı kadar hızla kitle imha silahı geliştirmeye hazırlanıyor. Uzay silahları, kaya deliciler, mağara deliciler, küçük çaplı nükleer silahları hızla üretiyor. Yalanla işgal eden ABD'nin kendi durumunu unutmamak gerek. Bir de İsrail var. Dünyanın en büyük nükleer güçlerinden biri, ama dikkat hep Irak'a, İran'a yöneltiliyor.

Teröre karşı savaş: İşgalin "teröre karşı savaş"ın bir parçası olduğunu da unutmamak gerek. Teröre karşı savaşın Pentagon bütçesi, ABD gayri safi milli hasılasının yüzde 4'üne ulaştı. İki nükleer gücün rekabeti olan soğuk savaş döneminde bile bu oran yüzde 6. ABD terörle nükleer bomba atarak savaşmayı öneriyor. Elektronikle, istihbaratla değil, en ağır silahlarla.

Ekonomik yağma: Askeri işgalle birlikte, Bremer döneminde çıkarılan kararnamelerin de unutulmaması gerek. Kararnamelerle, Irak'ın varlıklarının -petrol ve doğal gaz hariç- yüzde 100'ü yabancı mülkiyet altında olabiliyor; kârların yüzde 100'ü ülke dışına çıkarılabiliyor. İthalattaki tarifelerin düşürülmesiyle, Irak iç üretimi dışarıya karşı savunmasız bırakılıyor.

Bu dayatılan çerçeve, askeri işgalin kendisinden de önemli. Çünkü, işgalin temel nedenlerinden biri; Irak pazarının tamamına yönelik bir şey.

"Irak'a karşı yaklaşmakta olan savaşı destekleyenler bunun ABD'nin küresel üstünlüğüyle ilgili olduğunu görmeyi reddediyorlar. Bu savaş Irak'ta başlayıp Irak'ta bitiyormuş gibi yapmak, olayın gerçekleştiği bağlamın kasten reddedilmesini gerektiriyor. Bu bağlam süper gücün dünyayı kendisine uygun bir biçimde yeniden şekillendirme yolundaki aleni girişimidir."

George Monbiot

Kasıtlı Körlük

Politik kriz nedeniyle, bu kararnameler hâlâ kalıcı kanunlara dönüştürülebilmiş değil; yarı fiili, yarı hukuki bir durum bu. ABD'nin de taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi, bir ülkenin kanunlarının, anayasasının, işgal halinde, zorunlu olmadıkça, değiştirilmemesini öngörüyor. Oysa ne Bremer kararnameleri ne de Irak anayasasının değiştirilmesi, bir zorunluluğa dayanıyor.

Gazetecilerin öldürülmesi: Irak'taki gazeteciler top ateşiyle, tankla, uçaktan atılan roketle öldürüldüler. Ağır silahlarla, hedef alınarak öldürüldüler. Dünya basınından kayda değer bir tepkinin gelmemiş olması da unutulmamalı."

Berktay: Bir halkı isimsiz bırakmaya çalışıyorlar

Ayşe Berktay da, Irak'la ilgili unutulmaması gerekenleri şöyle sıralıyor:

"* Irak'ta koskoca bir halkı isimsiz bırakmaya çalışıyorlar. Ölü sayıları gelmiyor, gelse bile rakam olarak geliyor, isim olarak değil.

* Saldırı, dünyanın çoğunluğunun karşı çıkmasına karşın yapıldı. Teknik olarak, ekonomik olarak çok güçsüz bir halka dünyanın en büyük gücü saldırdı.

* Irak'ta insanlar kolektif olarak cezalandırılıyor.

* Irak'ta yaşam, ülkenin kendisi bir hapishaneye çevrildi.

* Bütün bunlara rağmen Irak'ta umudun varolduğu unutulmamalı.İnsanların işgale direniyor, yaşamını, şarkısını sürdürüyor; bütün bunları direnerek yaptıkları unutulmamalı."

Önen: Milyonlarca insan savaşı durdurmak için sokağa çıktı

Yıldız Önen'se "Bush'la Blair'in, ne dedilerse, yalan olduğunun ortaya çıktığını" söylüyor.

"Irak şimdi öyle bir laboratuar ki, "iktisat, politika, hukuk ilişkisi" dersinden ha bire çakan en kalın kafalı öğrenciler bile bu laboratuarda gördüklerinden sonra dersten bir günde geçip mezun olacaklardır. "

Şahin Artan

Irak: "İdeal Serbest Piyasa Laboratuarı"

"Kitle imha silahları var, iddiasının yalan olduğunu unutmamak gerekiyor. Demokrasi getireceğiz, dediler, katliam oldu. Felluce katliamını, hiçbir şeyin ayakta kalmayacak hale getirilmesini, sivillerin öldürülmesini, Ebu Garib cezaevini unutmamak gerek.

Ama aynı zamanda, ABD'deki askere gitmeyi reddeden savaş karşıtlarını, savaş karşıtı hareketin kendisini de unutmamak gerek. 15 Şubat 2003'te, savaş başlamadan önce, milyonlarca insan 'savaşı durdurabiliriz' diyerek sokağa çıktı."

Madra: Irak cehennemin ortalık yeri

Ömer Madra, Irak'la ilgili unutulmaması gerekenler deyince üç metne gönderme yapıyor.

"Suçları unutmamalı, kayıtlarını muhafaza etmeliyiz. Suçluların ilk işi bunları yok etmektir zaten. Çünkü bu efendiler yalnızca masumları katletmezler, hafızayı da maktul ederler. Yeni dünya tiranlığına karşı yükselen muhalefete ilham vermesi için bu kayıtların tutulması şart. Bu aşırı silahlanmış tiranlar askeri ya da ekonomik her savaşı kazanabilirler, ama kaybettikleri bir savaş var ki, ismine kendileri 'İletişim Savaşı' diyorlar. Dünya kamuoyunun desteğini kazanamıyorlar. Gitgide daha çok insan HAYIR diyor. Sonuçta bu yenilgileri tiranlıklarının sonu olacak. Ama bu son daha kaç trajedi, istila ve felaketten sonra gelecek? Daha ne kadar yoksullaştıracaklar bizi? İşte kayıt tutmanın, muhafaza etmenin, hatırlamanın aciliyeti bundandır. İşledikleri suçlar unutulmayacak, her kıtada ağızdan ağıza dolaşacak. Her geçen gün daha çok insan HAYIR diyecek. Çünkü bugün korumaya niyetli olduğumuz ve sevdiğimiz her şeye EVET demenin tek ön koşulu bu."

John Berger

18.6.2003, Paris

İlki, Robert Fisk'in Independent'ta yayınlanan, 23 Haziran tarihli yazısı.

"Fisk, Irak ordusu ve polis kuvvetlerinin kurulmasından sonraki intihar bombalı saldırıların sayısının 420 olduğunu yazıyor. Yani günde 7 kişi intihar ediyor. Buna ölen 100 civarındaki Türkiyeli kamyon şoförünü de biz eklemeliyiz. Türkiye, savaşa girmediği halde en çok insan kaybeden üçüncü ülke.

Hâlâ bir mitosu desteklemeye devam ediyoruz, bütün dünya ve Türk medyasıyla birlikte. Dicle'de kafasız bedenler yüzüyor, morglar dolup taşıyor. Ölen ABD askerlerinin resmi sayısı bin 700'ün çok üzerinde. Ölen Iraklıların sayısı, Felluce katliamı hariç 100 bin. Asıl unutulmaması gereken şey budur. Irak cehennemin ortalık yeri. Yaratılmış, tasarlanmış bir cehennem."

Madra'nın gönderme yaptığı ikinci metinse, Irak Dünya Mahkemesi'nin iddia heyetinin sözcüsü, dünyanın en önde gelen uluslararası hukuk bilgini Richard Falk'un Irak Dünya Mahkemesi'yle ilgili bildirisi. Madra, metindeki şu sözlere dikkat çekiyor:

"BM Şartı'nda geçen şu meşhur sözleri hatırlatmak isterim: 'Biz bu dünyanın halkları... bizden sonraki nesilleri savaşın felaketlerinden korumaya kararlıyız.'

(...)

Eğer hükümetler ve Birleşmiş Milletler hesap sormayı beceremiyor ve istemiyorsa, yasadışı bir savaşa ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırı davranışlara dur demek sivil toplum adına hareket eden yurttaşların görevidir.

(...)

Irak Savaşı sadece bir başlangıç. Irak Dünya Mahkemesi'nin daha genel anlamdaki kaygısı, dünyanın birçok yerinde tehlike, şiddet ve sömürü getiren ABD'nin küresel hegemonya hırsı."

Üçüncü metinse, Umur Talu'nun Irak Dünya Mahkemesi'yle ilgili 23 Haziran tarihli yazısı.

"Hani hep 'ikinci sınıf' görülmekten şikayet ederiz, edersiniz ya... İçimizden birileri, bizden birileri, duyarlılıklarıyla, çabalarıyla, bilgileriyle bu mahkemenin temel direkleri. Kimilerini bildiğiniz, kimilerini hiç duymadığınız, kimilerinin belki çeşitli yönlerinden hoşlanmamış olduğunuz o insanların bu çabasını hiç olmazsa, belki selamlamak istersiniz." (TK)

Home Page | Documents | About Us | Links | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English

This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX.