Last Modified 09-01-2009 06.20

Gazeteci Şık İş Davasını 19 Ay Sonra Kazandı

Mahkeme Radikal gazetesinin gazeteci Şıkı performans düşüklüğü iddiasıyla işten çıkarmasını haksız buldu; işe iadeye karar verdi. Avukat Yılmaz: Yasaya göre iki ayda bitmesi gereken dava 1,5 yıl sürdü. Doğan Gazetecilikin temyize gitmesi bekleniyor.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

21-12-2006

Bakırköy İş Mahkemesi, bugünkü (21 Aralık) duruşmada Gazeteci Ahmet Şık'ın Radikal gazetesindeki işine son verilmesini haksız buldu ve gazetecinin işe iadesine karar verdi.

Şık'ın avukatı Rana Yılmaz, dava ettikleri Doğan Gazetecilik A.Ş.'nin davada Şık'la ilgili yalnızca "performans düşüklüğü" gerekçesini öne sürdüğünü, ancak bunun da bir belgeyle ya da tanıkla desteklenmediğini bianet'e anlattı.

4857 sayılı İş Yasası'na göre, Doğan Gazetecilik A.Ş. kararı kabul eder ve temyize gitmezse, Şık'ı işe geri almak veya işe almazsa dört aylığı işsizlik için, altı aylığı da tazminat olmak üzere toplam on aylık ücreti tutarında ödeme yapmak durumunda. Ancak şirketin kararı temyiz etmesi ve Yargıtay'a götürmesi bekleniyor.

Yılmaz: Yasaya göre iki ayda verilmesi gereken karar, bir buçuk yılda çıktı

Avukat Yılmaz, İş Yasası'nın 20. maddesine göre, işe iade davalarının mahkemede iki ay içinde, temyiz halinde Yargıtay'da da bir ay içinde sonuçlandırılması gerektiğini söylediğini, ancak bu davayla ilgili yerel mahkeme kararının ancak yaklaşık bir buçuk yılda çıktığını vurguladı.

Yılmaz, "İşe iade davaları Yargıtay süreciyle birlikte ortalama iki yılı bulabiliyor. Adaletin gecikmesi işvereni teşvik eden, basın çalışanını mağdur eden bir faktör. Ayrıca çocuğunun masrafını, geçimini düşünen birçok basın çalışanı için 'bezdirici' bir süre oluyor bu" dedi.

"Gazeteciler işten çıkarmalara karşı toplu hareket etmeli"

Yılmaz, medya şirketlerinin gazetecileri işten çıkarmalarında ve işe iade davaları sürecinde yaşanan sorunlardan bazılarını şöyle özetledi:

* Yasa işveren işe iade davasını kaybettiğinde, çalışanı işe almaması halinde dört aylık ücret tutarında bir ödeme öngörüyor. Bu ödeme, davanın toplam üç ay içinde sona ermesi hükmünün bir güvence sağladığı düşünülerek belirlenmiş. Ama davalar uzadıkça bu dört aylık ödeme yetersiz kalıyor. Ahmet Şık örneğinde, gazeteci bir yıldan fazla işsiz kaldı.

* İşveren gazetecinin kıdem tazminatını da ödememişse, kıdem tazminatıyla ilgili dava, işe iade davasının sonuçlanmasından sonra açılıyor. Hukuken, hem işe iade hem de kıdem istenmesi mantıklı değil. İşe iade davalarının uzaması bu nedenle de gazetecinin aleyhine.

* İşverenin "çifte bordro" uygulaması, tazminatlarda eksik ödeme sonucunu doğuruyor. İşveren, gazetecinin maaşının bir bölümünü bordroda gösteriyor, bir bölümünüyse telif kapsamında ödüyor. Sonuçta, tazminatlar bordrodaki ücret üzerinden hesaplandığı için, gazeteci gerçek ücreti üzerinden tazminat almıyor. Avukat Yılmaz, bunun için de ayrıca bir dava açılması gerektiğinden yakınıyor. Ahmet Şık'ın davasının yanı sıra, Doğan Grubu'na açılan işe iade davalarının çoğunda bu durumun olduğuna dikkat çekiyor.

Yılmaz, basın çalışanlarının bu uygulamalara karşı en önemli mücadele yolunun "topluca hareket etmek" olduğunu vurguladı.

"Medya sektöründeki tekelleşme nedeniyle, Doğan Grubu'nun kapıları bir basın çalışanına kapandığında, bağlantıda olduğu yerlerin de, hatta rakiplerinin bile kapıları o gazeteciye kapanmış olabiliyor. Bu nedenle patronlar, bireysel hareket eden gazeteciye 'istifanı ver, yoksa piyasada iş bulamazsın' diye baskı uygulayabiliyor.

"Oysa, gazeteciler topluca hareket ettiğinde basın patronları bu kadar rahat olamaz. Bir yılda 60 kişiyi, tek tek, markajla, sindirerek, tehdit ederek, zamana yayarak işten çıkarabiliyorlar. Bunların yüzde 80-90'ından da istifa dilekçesi almayı başarıyorlar. İstifa dilekçesiyle birlikte ibraname de alıyorlar. Bu da gazetecinin fazla çalışma ücretlerini almasının önünü kapatıyor. Basında fazla çalışmayan yoktur."

Yılmaz, medya sektöründe işverenlerin bunu matematiksel bir hesaba dayandırdığını söyledi. "Üç kişi dava açsa, bu üç kişiye vereceği tazminatın toplamı, diğerlerine ödemediği ücretlerin yanında küçük kalır."

Bu durumun işverenin gücünü perçinlediğini söyleyen Yılmaz, "Patron böylece basın çalışanıyla masaya oturmuyor. Diğer çalışanlarını da baştan sindirmiş oluyor" dedi.

Fazla mesai ve kreş için dava açtıktan sonra işten çıkarılma

Ahmet Şık, geçen yıl 3 Mayıs'ta, Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde işten çıkarılmıştı.

Şık¸işten çıkarılmasından bir süre önce, çalıştığı Radikal gazetesinde haftalık çalışma sürelerinden fazla çalıştırıldığı, bayramlarda, resmi tatillerde çalıştırıldığı, bunlar için de fazla çalışma ücreti ödenmediği ve işyerinde kreş bulunmadığı için dava açmıştı.

Daha sonra, İş Mahkemesi'nin bugün haksız bulduğu "performans düşüklüğü" iddiasıyla işten çıkarılmıştı. Şık, yaklaşık bir ay sonra Aktüel dergisinde işe başlamış, ancak Doğan Grubu'na dava açması nedeniyle yeni işi ancak dört gün sürebilmişti. (TK/KÖ)

Home Page | Documents | About Us | Links | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English

This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX.