Last Modified 08-01-2009 04.36

BEDİ: "Eşcinselleri Öldürmek Erkeklikse Biz Erkek Değiliz"

BEDİ üyeleri Ahmet Yıldız cinayetinin bir an önce aydınlatılmasını istedi. Basının "Eşcinsellerin öldürülmesini meşru gördüğünü" söyleyen BEDİ üyelerine akademisyenler ve insan hakları savunucuları da destek verdiler.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

03-08-2008

Biz Erkek Değiliz İnisiyatifi (BEDİ) uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Ahmet Yıldız’ın cinayetiyle ilgili Taksim’de bulunan Galatasaray Lisesi’nin önünde bir basın açıklaması yaptı.

BEDİ üyeleri Yıldız’ın cinayetinin bir an önce aydınlatılmasını talep ettiler, cinayetle ilgili medyada çıkan haberleri eleştirdiler.

Yıldız’la ilgili basında çıkan haberlerden yaptıkları kese kâğıtlarını başlarına geçiren grup adına açıklamayı okuyan Kürşat Kızıltuğ “Öldürmek için yetiştirildik; kendimizi bildik bileli. Öldürmenin maddi-manevi, fiili-şifahi binbir yolu öğretildi bize; hâlâ da öğreniyoruz" dedi.

"BEDİ olarak Yıldız'ın eşcinsel olduğu için bu cinayetin aydınlatılmadığı endişesine kapıldıklarını" söyleyen Kızıltuğ “Umarız bu endişemizde haksız çıkarız ve Yıldız’ın katilleri bir an önce bulunur, cinayet aydınlatılır” dedi.

“Eşcinsel düşmanlığı erkeklikse biz erkek değiliz” pankartı açan grup  “Öldürmeyeceğiz, ölmeyeceğiz, erkekliğin neferi olmayacağız", “homofobi erkeklikse biz erkek değiliz”, “transfobi erkeklikse biz erkek değiliz”, “eşcinsellere, kadınlara hayatı dar etmek erkeklikse biz erkek değiliz” sloganları atan grup Taksim meydanına kadar yürüdü.

“Basın eşcinsellerin öldürülmesini meşru görüyor”

BEDİ üyesi Ufuk Ahıska bianet’e “Yıldız kaza sonucu ölmüş olsa bile gerek basının gerekse ailesinin gösterdiği dışlayıcı tavır yaşadığımız toplumda eşcinsellere yönelik çok ciddi bir aşağılama mekanizmasının göstergesi" dedi.

"Bizim de dert edindiğimiz toplumsal erkeklik bu homofobik dışlamayı ortaya çıkartan nedenlerden biri. Dolayısıyla Yıldız’ı sahiplenmek doğrudan doğruya erkekliğin eleştirilmesidir.”

“Yıldız’ın ailesin açıldıktan sonra tehditler aldığını ve ailesinden şikâyetçi olduğunu bildiklerini” belirten BEDİ üyesi Kızıltuğ “Kimseyi itham etmek istemiyoruz ama ailesinin tavrı cinayetin üzerinde kuşkular doğuruyor. Bu kuşkunun giderilmesinin tek yolu cinayetin aydınlatılması” dedi.

Kızıltuğ her ne sebeple olursa olsun cinayetin basına yansıtılış tarzının eşcinsellerin öldürülmesini meşru gösteren bir tavır olduğu görüşünde.

Akademisyen Tuna Erdem “Yıldız’ın ‘eşcinsel’ olduğu için öldürülmesini protesto etmek ve unutulmasına/unutturulmasına mani olmak adına yapılacak her yerde olacağımdan buradayım" dedi.

“Namus cinayetlerini erkek egemen zihniyet tarafından işlendiğini hepimiz biliyoruz” diyen Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) yönetim kurulu üyesi Hürriyet Şener BEDİ’nin ‘biz erkek değiliz’ söyleminin tüm erkeklere örnek olmasını umuyor.

Akademisyen Seda Ergül bu eylemin farklılıkların bir arada yaşayabileceği mesajını verdiği görüşünde.

Sabancı Üniversitesi'nden Yard. Doç. Dr. Ayşe Gül Altınay “Erkeklerin erkekliği eleştiriyor olması çok doğru. Bu her türlü siyasetin eleştirisi demek oluyor aynı zamanda." Altınay "Bu eleştirinin her şeye çomak sokmak demek olduğu" görüşünde.

Altınay “Barış aktivisti Pippa Bacca ile Yıldız’ın erkek şiddetini kurbanları olduğunu, herkesin de bu şiddetten muzdarip olduğunu ifade etti.

BEDİ barış aktivisti Bacca'nın tecavüz edilerek öldürülmesinin ardından "Öldürmek erkeklikse biz erkek değiliz" şiarıyla bir araya gelen aktivistler tarafından kuruldu. Ve ilk eylemini de Bacca için yaptı.(BÇ/EZÖ)

Home Page | Documents | About Us | Links | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English

This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX.