
Last Modified 08-01-2009 02.48
Related Bianet News
Related External Links
News
Prof. Dr. Kaboğlu, "Azınlık Hakları" raporundan beraat edememeleriyle ilgili "zihniyet değişikliği zaman alacak" dedi. TİHV Yargıtay kararına tepkili. 216'dan bir başka örnek Gaziantep'te yaşandı.
BİA Haber Merkezi - İstanbul
14-09-2007
Yayımladıkları Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu Raporu'ndan Prof. Dr. Baskın Oran ile birlikte "kin ve düşmanlığa tahrik" iddiasından aklanamayan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, "Kararın Strasbourg’dan döneceği kesin. Ama temennim, Ankara’dan dönmesi" dedi.
Düşünce özgürlüğü açısından tek umudun beraat kararı veren Asliye Ceza Hakimi Avni Mis ve Yargıtay kararında karşı oy kullanan Hamdi Yaver Aktan gibi yargıçların olduğunu açıklayan Kaboğlu, "herhalde zihniyetlerin değişmesi, uzun zaman alacak" diye bildirdi.
Yayımlandığı dönem rapora imza koyduklarını bildiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) başkanı Yavuz Önen de, "sivil" anayasa taslağında işlene konulara raporda yer verdikleri için iki öğretim üyesinin beş yıl hapisle yargılanmalarına tepki gösterdi.
Önen, "Bu örrnek, insan haklarının sadece anayasanın güvencesinde bulunmasının yeterli olmadığını, ülkenin tüm kurumlarınca da içselleştirilmesi ve uygulanması gerektiğini gösteriyor" dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Kaboğlu, Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararında kullanılan “tehlike” kavramının "bir sözcükle dahi olsa gerekçelendirilmediği ve ne gibi bir tehlikenin ortaya çıktığına dair en ufak bir ispat ortaya konmadığı"nı kaydetti.
Yargıtay bozma kararının gerekçesinde, “Raporda yeni bir azınlık tanımının yapılması üniter devlet ve milletin bölünmezliğini tehlikeye düşürecek bir sonuca ulaşacaktır” demişti.
Kararda, ayrıca, “Raporda yeni bir azınlık tanımının yapılması üniter devlet ve milletin bölünmezliğini tehlikeye düşürecek bir sonuca ulaşacaktır” tespitine yer verilmişti.
Raporda yer alan görüşlere paralel “Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşlığı” kavramını içeren yeni Anayasa taslağında aynı gün kamuoyuna açıklanmasını "ilginç bir tesadüf" olarak nitelendiren Kaboğlu, "Anayasa yapımından çok düşünce ve ifade özgürlüğünü suça dönüştürücü yasa hükümlerinin öncelikli olarak ayıklanmasının önemi, bir kez daha tüm çıplaklığıyla meydana çıktı" dedi.
Yargının Kaboğlu ve Oran'ın "yeni bir azınlık tanımı" getirmesini 216/1 maddesi kapsamında görmesine benzer bir uygulama da Gaziantep'te yaşandı.
"Antep iki milyona yaklaşan nüfusuyla Kuzey Kürdistan'ın en büyük metropol şehridir" ifadesini içeren bir yazıyı Çoban Ateşi gazetesinde yayımladığını için tutuklanan gazeteci Yasin Yetişgen hakkında da, 216/1 maddesi uyarınca dava açıldı.
Yazıda, düzenlemenin önemli bir kriteri olan "yakın ve somut tehlike"ye dair bir ifade yer almazken gazeteci Yetişgen ve yazıyı kaleme alan Hurşit Kaşıkkırmaz, "kin ve düşmanlığa tahrik" iddiasıyla yargılanacak. İki kişinin davası Gaziantep 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 4 Ekim'de başlayacak. (EÖ)
|
Home Page |
Documents | About Us |
Links
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English
This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX. |