Last Modified 02-12-2008 00.00

Doğan-Erdoğan: Burjuvazinin Ergenekonu Ortaya Çıkıyor

Yazar Savran, Erdoğan-Doğan çekişmesinin iktidarla sermaye arasıdaki ilişkinin getirdiği yolsuzlukları açığa çıkardığını söyledi. "Laikçi burjuvazi bunu AKP'yi yıpratmak için kullanıyor; Doğan basın özgürlüğünden bahsederken 2002-2007 arasını unutuyor."

BİA Haber Merkezi - İstanbul

11-09-2008

Devrimci İşçi Partisi Girişimi’nden (DİP-G) yazar Sungur Savran, bianet’e yaptığı değerlendirmede Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Aydın Doğan arasındaki tartışma için “Burjuvazinin kirli ilişkileri ortaya çıktığı anda halkın gözünde teşhir edilmeli” dedi.

Doğan'ın sahibi olduğu gazetelerin Almanya'da süren ve Erdoğan'ın da adının karıştığı Deniz Feneri e.v. davasıyla ilgili iddiaları gündeme taşımasının ardından başbakan tepki göstermişti.

Erdoğan, Doğan Grubu'nun iktidardan ticari taleplerde bulunduğunu, bunlar gerçekleşmeyince de iddiaları ortaya attığını söylemişti. Doğan'sa Erdoğan'ı "şantaj yapmak"la suçlamıştı.

"Sadece Deniz Feneri değil"

Savran, “Elbette tartışma Deniz Feneri'nden ibaret değil. Ergenekon davası devletin cerahatini ortaya saçmıştı. Bu tartışmada da burjuvazinin Ergenekon’u açığa çıkıyor” dedi.

“İlk olarak, yolsuzluk olaylarının burjuvazinin kendi içindeki kavgada Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yıpratılmasında kullanıldığını görüyoruz. Baykal’ın yaptığı konuşmalar bunu gösteriyor.

Öte yandan Doğan’ın basın özgürlüğünün kısıtlanmasından bahsediyor. Sormak lazım, 2002-2007 döneminde, muhalif basına, Kürt basınına baskılar yapılırken kendi medyasının hiç sesi çıkmıyordu. Demek Doğan medyası AKP’yi desteklerken muhalif ses kalmamış.”

Laik muhalefet

Savran, yaşanan tartışmanın “laik burjuvazinin AKP’ye muhalefet etmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu” belirtti ve şunları söyledi:

“Doğan, Mustafa Sarıgül aracılığıyla 255 milyon dolarlık araziyi alıp byeni imar planıyla fiyatını 3 milyar dolara çıkarmaya çalışıyor, Başbakan’dan rafineri için izin istiyor, Erdoğan ‘işin içinde Berlusconi var, Putin var’ diyor. Burjuvazi kirli ilişkiler içinde muazzam karlar elde ediyor ve biz bunları ancak holding patronuyla başbakanın arası açılınca öğrenebiliyoruz.”

“Özelleştirme zihniyeti"

Savran, devlet eliyle kamu kaynaklarının sermaye gruplarına aktarılmasının yarattığı mücadeleye dikkat çekiyor.

“Aslında TÜPRAŞ kamu malı olmaya devam etseydi bu ayak oyunları oynanmayacaktı. Doğan’ın kendisinden istediği arazi için Erdoğan ‘bizim Çalık yapacak’ demiş. Bir başbakanın ağzından böyle bir laf nasıl çıkar? Bu tartışma, yağmalama sistemini net bir şekilde ortaya çıkarıyor, çünkü bahsedilen gruplar Türkiye burjuvazisinin en has grupları. Söz konusu olan, üretim sermayesinin devlet eliyle toprak rantından beslenmesi.”

Savran’a göre bu tartışmada taraf olmak anlamsız, bu iki tarafın dışında olan üçüncü bir cephe mümkün:

“İşçiler ve emekçiler, Kürtler ile birlikte burjuvazinin iki kampından bağımsız kendi sınıf politikasını oluşturmalı, bu tartışmada taraf olmaktan hiçbir çıkarları yok.”(OA/EÜ)

Home Page | Documents | About Us | Links | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English

This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX.